YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6673
KARAR NO : 2013/7282
KARAR TARİHİ : 25.06.2013
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
3402 sayılı Yasa’ya 5831 sayılı Yasa ile eklenen Ek 4. madde kapsamında 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi gereğince yapılan kullanım kadastrosu sırasında … Köyü çalışma alanında bulunan 8227 ada 5 parsel sayılı 1.852,18 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmazın … kızı … fiili kullanımında ve üzerindeki zeytin ağaçlarının kendisine ait olduğu şerhi verilerek, tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, taşınmazın beyanlar hanesindeki davalı adına verilen zilyetlik şerhinin iptali ve tamamının kendi adına zilyetlik şerhi verilmesi istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartıldığının tespiti ile Hazine adına tesciline, kullanıma yönelik şerhin iptaline, fen bilirkişinin rapor ve krokisinde (5-A) ile gösterilen 1.075,15 m2’lik bölümün davacı …, (5-B) ile gösterilen 777,03 m2’lik bölümün davalı …’nın kullanımında olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine, karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının temyizi, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (5-B) ile gösterilen bölümüne yöneliktir. Mahkemece bu bölüm yönünden davanın ne sebeple reddedildiği konusunda açık bir gerekçe gösterilmemiş olduğu gibi araştırma ve inceleme de hükme yeterli bulunmamaktadır. Davacı taraf, dava dilekçesinde çekişmeli taşınmazın kendi kullanımında olduğunu ileri sürmüş ise de; 23.1.2013 tarihli keşif sonunda düzenlenen bilirkişi raporlarına karşı sunduğu beyanında, çekişmeli taşınmazda kullanımında olduğu bölümün fen raporunda (5-A) ile gösterilen 1075,15 metrekare olmadığı, haricen düzenlettirerek sunduğu krokide gösterilen 1524,84 metrekare yüzölçümündeki yer olduğu iddiasıyla yeniden keşif talebinde bulunduğu halde bu hususta bir karar verilmemiş, keşifte dinlenen yerel bilirkişi beyanında, dava konusu parseli bilmediğini ancak, … ‘den çocuklarına kaldığını, …’nın zilyetliğini görmediğini, …’in zilyetliğini ise gördüğünü, taşınmaz üzerinde zeytin ağacı bulunduğu belirtmiş; taraf tanıklarından bir kısmı taşınmazın … kullanımında olduğunu ve çocuklarının paylaştığını, …’nın herhangi bir kullanımın bulunmadığını, bir kısmı ise, zeytinlik bölümü ile …’nın ilgisinin olmadığını, geriye kalan bölümün ise Fatma Avcı’nın kullanımında olduğunu belirtmişlerdir.
Hem fen raporunda hem de ziraat raporunda, çekişmeli taşınmazın (5-A) ve (5-B) olarak ayrılmasının nedeni üzerinde durulmamış, çizilen sınırın nereden ve niçin geçtiği hususunda denetime açık bir bilgi verilmemiştir. Mahkemece yukarıda içeriği özetlenen tanık beyanlarındaki şekilde, zeytin ağaçlarını ve varsa diğer muhdesatları gösterecek şekilde kroki düzenlettirilmemiş, krokideki sınırın nereden nereye ve ne şekilde olduğu yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmamış, tespite aykırı sonuca ulaşıldığı halde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilmemiştir. 5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasa’ya eklenen Ek 4. maddesi gereğince, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerle ilgili kadastro tespiti sırasında, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle Hazine adına tescil edileceği düzenlenmiş olup, anılan bu düzenleme karşısında bu tür davalarda 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen mülkiyetin kazanılmasına ilişkin koşulların varlığı aranmayacaktır. O halde doğru sonuca ulaşılabilmesi için, çekişmeli taşınmaz hakkında bilgisi bulunan üç kişilik yerel, ziraatçı ve harita teknik bilirkişileri ile yöntemince belirlenecek taraf tanıklarının katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, yapılacak keşifte davacı tarafın yer göstermesi ve teknik bilirkişi yardımı ile dava konusu edilen taşınmaz bölümü net olarak belirlenmeli, 3402 sayılı Yasa’ya 5831 sayılı Yasa ile eklenen Ek 4. maddesi uyarınca yerel bilirkişi ve tanıklara, belirlenen çekişmeli taşınmaz bölümünün fiilen hangi tarihten beri kim veya kimler tarafından kullanıldığı, kullanımın ne şekilde sürdürüldüğü etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, tespite aykırı sonuca varılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile taşınmaz başında dinlenmeli, alınan beyanlar ile önceki keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki ortaya çıktığı takdirde giderilmeye çalışılmalı, fen bilirkişiden keşfi takibe imkan verir rapor alınmalı, ziraatçı bilirkişiden temyize konu (5-B) bölümü ile geriye kalan bölümün niteliği ve aralarında ayrıcı bir unsur bulunup bulunmadığı hususlarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı ve taşınmazın farklı yönlerinden tüm özelliklerini gösterir fotoğrafları çektirilmeli, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine, 25.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.