YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6876
KARAR NO : 2013/10649
KARAR TARİHİ : 12.11.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “davacının dayanak tapu kaydının ve komşu parsel tutanaklarında varsa dayanak belgelerin keşifte uygulanarak sınırlarının belirlenmesi, çekişmeli taşınmazın davacının dayanağı tapu kaydı kapsamında kalması halinde Kadastro Kanunu’nun 14. ve 17. maddelerinde düzenlenen şartların davacı yararına gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarının belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile bilirkişiler …..ve……’ın krokili raporlarında yeşil ile taralı 965,15 m2 olan ve kadastro çalışmaları sırasında boşluk alan olarak tescil harici bırakılan taşınmazın kayıt ve tescil harici bırakma ile ilgili kayıtların iptali ile davacı … adına kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi zorunludur. Dava, tapu kaydına ve TMK’nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddelerine dayalı tescil isteğine ilişkindir. Dava konusu taşınmaz, 1991 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, çay yatağı olması nedeni ile tapulama harici bırakılan yerlerdendir. Davacı kadastro tespiti öncesindeki imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve tapu kaydı hukuki nedenlerine dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Böyle bir taşınmazın iktisap edilebilmesi için; 3402 sayılı Yasa’nın 14 ve 17. maddeleri uyarınca; emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesi ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi zorunludur. Bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. O halde, sağlıklı bir yargıya ulaşmak için tespit tarihinden geriye doğru iktisap süresini içerecek şekilde 20-30 yıl öncesine ait ( 1951-1961 ve 1971 yılları) stereoskopik hava fotoğraflarının dosya arasına konulması ve bu fotoğrafların uzman bilirkişilerce stereoskopla incelenmesi gerekir. Stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiğinde arazinin üç boyutlu görülmesi, taşınmazın çekim tarihindeki sınırlarının ve niteliğinin belirlenebilmesi, bu yolla ekilmeyen alanların net bir biçimde tespitinin yapılabilmesi mümkündür.Mahkemece uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için gerekli bulunan ve doğru yere ait uydu ve hava fotoğrafları getirtilerek açıklandığı şekilde inceleme ve değerlendirme yapılmamış; bilirkişi ve tanık sözleri sözü edilen delillerle denetlenmemiştir. Hal böyle olunca, davacının dayanağı tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilerek dosya arasına alınmalı, dava konusu taşınmazın hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığından tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosya arasına konulmalıdır. Bundan sonra, 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu, 3 kişilik jeolog bilirkişi kurulu ve harita mühendisinden oluşacak bilirkişi heyetleri aracılığıyla yapılacak keşifte, belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğrafları üzerinde stereoskop ile jeodezi veya fotogrametri uzmanına inceleme yaptırılmalı, temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğrafları değerlendirilmeli, çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri de bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, taşınmazın kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılmalı, 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu vasıtasıyla taşınmazın öncesi ve zirai faaliyete konu olup olmadığı, hangi tarihte imar-ihyaya başlandığı, tamamlandığı ve zilyetliğin hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü hususları özellikle irdelenmeli, 3 kişilik jeolog bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın aktif çay yatağı olup olmadığı ve özel mülke konu edilip edilemeyeceği hususunda ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, yerel bilirkişiler yardımı ile davacı tapusunun hudutları zemine tek tek uygulanmalı, yerel bilirkişilerce gösterilmeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, bilirkişi ve tanıkların kayıt uygulaması ile ilgili beyanları komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, teknik bilirkişiye uygulanan tapu kayıtlarının kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli, rapora taşınmazın değişik açılardan çekilmiş renkli fotoğrafları eklenmeli, tapu kaydının taşınmaza uyup uymadığı duraksamasız tespit edilmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim tarafından ne zamandan beri ne şekilde kullanıldığı, dere yatağı olup olmadığı sorulup saptanmalı, fen bilirkişisine komşu parseller ile çekişmeli parseli bir arada gösterir yan görünüş krokisi çizdirilmeli, bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 12.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.