YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6981
KARAR NO : 2013/7835
KARAR TARİHİ : 05.07.2013
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle “mahallinde keşif yapılarak davacıların dayandığı satış senedi ve idare men kararı uygulanıp kapsamı belirlenerek, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan parsellerin geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, davacılara satılmış ise kim tarafından ne kadar yer satıldığı ve ne zamandan beri taşınmazları kimin kullandığı etraflıca sorularak bilirkişi ve tanıkların gösterecekleri arazi bölümlerinin teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmesi, beyanlar arasındaki aykırılığın giderilmesi için şimdiye kadar dinlenmiş tüm bilirkişi ve tanıklarla, bilgisine başvurulacak bilirkişi ve tanıklar arazi başında yüzleştirme yapılmak suretiyle dinlenilip bu aykırılığın giderilmesine çalışılması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne çekişmeli taşınmazların 1/3’er payla …, … ve … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların tarım arazisi niteliğinde bulunduğu ve zilyetlikle mülk edinme şartlarının adına tescil kararı verilenler yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozmada işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Arazi başında dinlenen davacı tanıklarının büyük çoğunluğu taşınmazların öncesinin Resul Gedik ve … Böğrüdelik’e ait iken 1958 yılında yapılan satışla davacılara intikal ettiğini ve o tarihten itibaren davacı tarafça aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla kullanıldığını ifade ettikleri halde, bozmadan önceki keşifte beyanları alınan bir kısım davalı tanıkları taşınmazların davacı tarafça çok kısa süreli bir şekilde kullanıldığını, tasarrufun davalılarca sürdürüldüğünü belirtmişlerdir. Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamında işaret edildiği halde tanık beyanları arasındaki bu çelişkinin giderilmesine çalışılmamış, taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, satılmış ise davacılara hangi parselin veya ne kadar bölümünün satıldığı ve kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı kesin olarak saptanmadan hüküm kurulmuş, davalılara tanıklarını dinletmeleri için davetiye masrafı yatırmak üzere süre verilmemiş ve bozma ilamına aykırı olarak bu tanıklar dinlenmeksizin karar verilmiştir. Eksik inceleme ve inandırıcı olmayan beyanlara dayanılarak hüküm kurulamaz. Doğru sonuca varılabilmesi için; davacı ve davalı tarafa tanıklarını dinletmek için davetiye masrafı yatırmak üzere süre verildikten sonra mahallinde keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, davacılara satılmış ise kim tarafından ne kadar yer satıldığı ve ne zamandan beri taşınmazları kimin kullandığı etraflıca sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanıkların gösterecekleri arazi bölümleri teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, beyanlar arasındaki aykırılığın giderilmesi için şimdiye kadar dinlenmiş tüm bilirkişi ve tanıklarla, bilgisine başvurulacak bilirkişi ve tanıklar arazi başında yüzleştirme yapılmak suretiyle dinlenilip bu aykırılığın giderilmesine çalışılmalı ve ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Yargıtay bozma ilamını uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmeden yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, 27.10.2005 tarihli önceki hükmün yalnızca davacılardan … tarafından temyiz edilmiş olması ve diğer davacılar yönünden hükmün kesinleşmiş olduğu göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması da isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 05.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.