Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/7034 E. 2013/7423 K. 27.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7034
KARAR NO : 2013/7423
KARAR TARİHİ : 27.06.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
766 sayılı Tapulama Kanunu uyarınca yapılan kadastro sonucu 620 parsel sayılı 17.250,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşmı zilyetliği nedeniyle … adına tespit ve tescil edildikten sonra 2002 yılında davalı … ve arkadaşlarına intikal etmiştir; 2007 yılında kamulaştırma nedeniyle yapılan ifraz sonucu 724, 725 ve 726 parsellere ayrılmıştır. Davacı …, 2011 yılında yapılan toplulaştırma çalışmaları sırasında 724 parsel sayılı taşınmazın gerçek yüzölçümünün 21.201,95 metrekare olduğunun belirlendiği, 766 sayılı yasa uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla 20 dönümden fazla taşınmaz mal iktisap edilemeyeceğinden miktar fazlası bölümün Hazine adına tescilinin gerektiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespiti sırasında 620 parsel numarası altında tespit ve tescil edilen, daha sonra bu parselden ifrazen oluşan 724 parsel sayılı taşınmazın zilyetlikle iktisap edilebilecek olan miktar fazlasının Hazine adına tescili istemine ilişkindir. Niteliği itibariyle bu dava 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesinde düzenlenen yüzölçümündeki hatanın giderilmesi davası olmayıp mülkiyet aktarımına ilişkindir. Taşınmazın aynına ilişkin davalarda 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi gereği kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçmekle kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Buradaki 10 yıllık süre hak düşürücü süre niteliğinde olup yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınabilir. Somut olayımıza gelince; 724 parsel sayılı taşınmazın ifraz edildiği 620 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin kesinleşerek tapuya tescil edildiği 19.11.1985 tarihi ile davanın açıldığı 05.01.2012 tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Hazine taşınmazın miktar fazlasının adına özel mülk olarak tescilini talep ettiğine göre davanın hak düşürücü sürenin istisnası niteliğinde olmadığı kuşkusuzdur. Hal böyle olunca; davanın 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar vermek gerekirken 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 41. maddesine göre koşullar oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi isabetsiz ise de davanın reddi kararı sonucu itibari ile doğru olduğundan gerekçenin bu şekilde DÜZELTİLEREK hükmün ONANMASINA, 27.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.