YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7323
KARAR NO : 2013/7784
KARAR TARİHİ : 04.07.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KULLANIM KADASTROSU
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sırasında 2415 parsel sayılı 7304 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığı ve …..’ın kullanımında olduğu şerhi verilerek tarla niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar …. ve……, taşınmazın 750 metrekarelik bölümünün kendi zilyetlerinde olduğunu belirterek bu bölüm ve üzerinde bulunan ev yönünden lehlerine zilyetlik şerhi verilmesi istemi ile dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda kullanım kadastrosuna itiraz niteliğindeki davaların genel mahkemede açılamayacağı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davanın niteliği itibarı ile ancak 3402 sayılı Yasa’nın 11. maddesindeki ilan süresi içerisinde açılabileceği, buna göre genel mahkemede açılmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Dosya arasına getirtilen belgelere göre taşınmaz hakkında düzenlenen güncelleme tutanağı ile kullanım kadastrosuna ilişkin olarak tespit yapılıp, 15.07.2010 ile 13.08.2010 tarihleri arasında askı ilanına alındığı ve bu tarihler arasında kadastro mahkemesine dava açılmadığından tespitin kesinleşmiş olduğu anlaşılmaktadır. Dava, davacı adına zilyetlik şerhi verilmesi istemi ile 20.12.2011 tarihinde açılmıştır. 5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na eklenen Ek 4. madde içeriğinde, bu şekilde yapılan tespitler hakkında 3402 sayılı Yasa’nın 12/3. maddesinin uygulanamayacağına, 10 yıllık süre içinde Hazine ve lehine zilyetlik şerhi verilenler aleyhine dava açılamayacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davacıların Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi gereğince tespitin kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık süre içinde açılan davası nedeniyle tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delilleri toplanıp, davacıların yasada belirtilen şekilde bir kullanımları olup olmadığının tespiti ile oluşacak sonuca göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yasal dayanağı olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde davacılara iadesine, 04.07.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.