YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7364
KARAR NO : 2013/7912
KARAR TARİHİ : 05.07.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında Belence Köyü çalışma alanında bulunan 320 ada 6 parsel sayılı 2784,76 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı Mustafa oğlu … adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın kendisine ait olan kısmının tapu kaydının iptaliyle adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 320 ada 6 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişinin 07.09.2012 tarihli raporunda (B) harfiyle gösterdiği 396,24 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle dava açmış; keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve davacı tanıkları da taşınmazın davacıya babasından kaldığını beyan etmişlerdir. Mahkemece, davacıya dilekçesi açıklattırılarak taşınmazın hangi yolla kendisine geçtiği belirlenmediği gibi, yerel bilirkişi ve tanıklara da bu husus sorulmamıştır. Dosya kapsamından davacının babasının ölü olduğu anlaşıldığına göre, terekesi TMK’nun 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlar üzerinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp, herbirinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. TMK’nun 702. maddesi gereğince tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Davada bir tasarrufi işlem olup, kural olarak üçüncü kişilere karşı tüm mirasçıların birlikte dava açmaları gerekir. Davacı dava dilekçesinde, sadece kendi adına tescil isteğinde bulunmuştur. Bu nedenle terekeye dahil bir taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmamaktadır. Öyle ise, davacıya dilekçesi açıklattırılarak taşınmazın babasından kendisine intikal şekli sorulmalı, davacının beyanına göre gerektiğinde yeniden yapılacak keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, murisinden gelen taşınmazın mirasçıları arasında ve tüm mirasçıların katılımıyla paylaşılıp paylaşılmadığı paylaşım, satış veya bağış yoluyla davacıya geçip geçmediği araştırılmalı, şayet, murisin terekesi mirasçıları arasında ve tüm mirasçıların katılımıyla paylaşıma tabi tutulmamış, taşınmaz paylaşım, satış veya bağış yoluyla davacıya intikal etmemiş ise, davacının terekeye dahil taşınmaz için tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma sıfat ve ehliyeti bulunmadığından davasının reddi gerekeceği düşünülmeli, taşınmazın belirtilen yollarla davacıya intikal etmiş olduğunun anlaşılmış olması halinde ise, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek doğrudan davanın esasına girilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davalının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine,
05.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.