YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7560
KARAR NO : 2013/7785
KARAR TARİHİ : 04.07.2013
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucunda Koramanlar Köyü çalışma alanında bulunan 125 ada 456 parsel sayılı 698.51 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı … adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, kendi adına tescil edilen 125 ada 481 parsel sayılı taşınmazın eksik ölçüldüğü, bir bölümünün davalı parsel içinde kaldığı iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın 10.11.2011 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, gerekçesi belirtilmeksizin dosya kapsamına göre davanın kabulüne, davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş olup, davacının temyizi yargılama giderlerine yöneliktir. Davacı dilekçesinde kendisine ait taşınmazın bir bölümünün davalıya ait parsel içinde ölçüldüğü iddiası ile dava açmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 332. maddesi ile 25.5.1957 gün ve 4/16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yargılama giderleri re’sen nazara alınır ve davayı kaybedene yükletilir. Davalının yargılama giderleri ile sorumlu tutulmaması için davaya sebebiyet vermemiş olması ve aynı zamanda ilk oturumda davayı kabul etmiş bulunması zorunludur. (…m.312/2). Somut olayda davalı, ilk duruşmada davanın reddini istediğini beyan etmiş, daha sonra keşifte alınan beyanında taşınmazın davacıya ait olduğunu, kadastro görevlilerinin hatası sonucu kendi adına yazıldığını beyan etmiş, keşfi takip eden duruşmalarda ise dava konusu yerin davacıya ait olduğunu ancak kendisinin burada yol hakkı bulunduğunu, dava konusu yerin yol olarak kullanıldığını beyan etmiştir. Davalının aşamalardaki beyanları değerlendirildiğinde açıkça davayı kabul şeklinde bir beyanının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan davacı taşınmazın kendisine ait olduğunu iddia etmesine rağmen davalı taşınmazın davacıya ait olduğunu ancak yol olarak kullandığını savunmuş ve bu yüzden davacı, eldeki davayı açmak zorunda kalmıştır. Bu duruma göre, davalı açısından davaya sebebiyet verme koşulu gerçekleşmiştir. Ayrıca davalı, açılan davada, ilk duruşmada davayı kabul etmediği gibi davanın reddini istemiştir. Mahkemece de davacının haklı olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş olup dava konusu taşınmazda davacının hak sahibi olduğu ve dava açmakta haklı bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple davacıyı yargılama giderleri ile sorumlu tutmak doğru değildir. Kabule göre de HMK nun 332/2. maddesinde açıkça “yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir.” şeklinde düzenleme getirildiği halde mahkemece yargılama giderlerinin açıkça hükümde gösterilmemiş olması da isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 04.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.