YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8524
KARAR NO : 2013/8866
KARAR TARİHİ : 25.09.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TESCİL
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacılar kadastroda sınırlandırması yapılan ancak Havza-i Fahmiye sınırları içinde kaldığı gerekçesi ile tescil harici bırakılan … parsel sayılı taşınmazın miras yoluyla gelen hakka dayalı olarak adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın davacıların murisi …’e ait iken ölümü ile mirasçılarına kaldığı anlaşılmaktadır. Esasen bu yön davacıların ve mahkemenin de kabulündedir. Dosyada bulunan mirasçılık belgesine göre murisin 2009 yılında öldüğü, davacılar ile dava dışı murisin eşi …’nin mirasçı olarak kaldığı görülmektedir. Davacılar taksimle taşınmazın kendilerine kaldığını iddia etmedikleri, taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler de bu yönde beyanda bulunmadıklarına göre tüm mirasçıların dosyada taraf olmalarının gerektiği kuşkusuzdur. Diğer bir anlatımla TMK’nın 640. maddesi uyarınca birden çok mirasçısının olması halinde miras bırakandan intikal eden pay için elbirliği mülkiyet hükümlerinin geçerli olduğu, bu nedenle intikal eden pay için ya tüm mirasçıların birlikte dava açması veya diğer mirasçıların muvafakatinin alınması ya da miras şirketine mümessil tayin edilmiş olması gerekir. Ne var ki mahkemece, davacılar dışındaki diğer mirasçı Naciye Karakök’ün davaya muvafakatinin sağlanması, mümkün olmadığı takdirde terekeye mümessil tayini suretiyle davaya devam edilmesi gerektiği gözetilmeyerek, işin esasına girilmek suretiyle taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Öte yandan dava TMK’nın 713. maddesine dayalı olarak açılan tescil davası niteliğinde olduğuna göre 713. maddenin 4. fıkrası uyarınca, usulüne uygun şekilde ilanlarının yapılması, itiraz süresinin beklenmesi, ondan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, usuli işlemler yerine getirilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması da isabetsiz olup, davalı Hazinenin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına, 25.09.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.