Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/8804 E. 2013/12211 K. 09.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8804
KARAR NO : 2013/12211
KARAR TARİHİ : 09.12.2013

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KULLANIM KADASTROSU

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sırasında … Mahallesi çalışma alanında bulunan 101 ada 5 parsel sayılı 428,51 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve bahçe ve iki katlı binanın …’ın fiili kullanımında olduğu şerhi verilerek bahçe niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, dava konusu taşınmazın sınırlarını göstereceği bölümünün kendi kullanımında olduğu iddiasıyla adına zilyetlik şerhi verilmesi istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın beyanlar hanesinde yazılan şerhin iptali ile taşınmazın beyanlar hanesine “İş bu taşınmaz 25.09.2012 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde (A) harfi ile gösterilen 275,40 metrekarelik alanı, bahçe ve 3 katlı bina olarak 1989 yılından beri … oğlu …’ın, (B) harfi ile gösterilen 153,11 metrekarelik alanı, bahçe olarak, 1990 yılından beri … oğlu …’in fiili kullanımındadır.” şeklinde şerh verilmesine, dava konusu taşınmazın tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın hükme dayanak yapılan fen bilirkişisi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümünün davacının fiili kullanımında olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmak için yeterli değildir. Tespite aykırı sonuca varıldığı halde tespit bilirkişilerinin dinlenmemiş olması nedeniyle zilyetlik hususu açıklığa kavuşturulmamıştır. Doğru sonuca varabilmek için mahallinde tespit bilirkişilerinin tamamı ile mahalli bilirkişiler ve taraf tanıkları hazır olduğu halde yeniden keşif yapılarak, dava konusu taşınmaz bölümleri üzerindeki zilyetliğin kim tarafından ne zamandan beri ne suretle sürdürüldüğü kesin olarak belirlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davalıya iadesine, 09.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.