Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/9096 E. 2013/13356 K. 24.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9096
KARAR NO : 2013/13356
KARAR TARİHİ : 24.12.2013

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KULLANIM KADASTROSU

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden taraftan gelen olmadı. Aleyhine temyiz istenilen Hazine vekili Avukat … geldi. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosı sırasında, … Mahallesi çalışma alanında bulunan 232 ada 32 ve 33 parsel sayılı 468.52 ve 743.77 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesi uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden oldukları açıklanarak Hazine adına tespit edilmişler; 232 ada 32 parsel sayılı taşınmaza ait tutanağın beyanlar hanesinde bu taşınmaz ve üzerindeki 1 katlı kargir binanın 20 yıldan beri tüm aramalara rağmen kimlik bilgilerine ulaşılamayan …’un kullanımında olduğu ile 232 ada 33 parsel sayılı taşınmaza ait tutanağın beyanlar hanesinde bu taşınmazın bahçe niteliğinde 20 yıldan beri … oğlu … ve … oğlu …’in fiili kullanımında olduğu ile üzerindeki 2 katlı kargir binanın … oğlu …’e ve 1 katlı binanın ise … oğlu …’in kullanımında olduğu gösterilmiştir. Davacı … oğlu … yasal süresi içinde 232 ada 32 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik belirlendiği ile üzerindeki evlerin kullanımlarının yanlış gösterildiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yargılama sonunda;
1- Davacının davasının bilirkişi raporu doğrultusunda kabulüne,
2- Bilirkişi …’nun 27.07.2011 tarihli krokili raporunda (A) harfi ile gösterilen 81,99 metrekarelik yerin … Mahallesi 232 ada 32 parselden ifrazı ile … Mahallesi 232 ada 33 parsele eklenmesine, … Mahallesi 232 ada 33 parselin yüzölçümünün 825,76 metrekare olarak 2/B vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tescili ile kadastro tutanağı beyanlar hanesine “İş bu taşınmaz bahçe vasfı ile 20 yıldan beri … oğlu … ve … oğlu …’in fiili kullanımında olup üzerindeki 2 katlı kargir bina … oğlu …’in ve 1 katlı kargir bina … oğlu …’in kullanımındadır.” ibaresinin yazılmasına, diğer kısımlarının aynı şekilde bırakılmasına,
3- Bilirkişi …’nun 27.07.2011 tarihli krokili raporunda (A) harfi ile gösterilen 81,99 metrekarelik kısmın … Mahallesi 232 ada 32 parselden ifraz edilmesiyle arta kalan 386,53 metrekarelik yerin … Mahallesi 232 ada 32 parsel olarak 2/B vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tescili ile kadastro tutanağı beyanlar hanesinin aynı şekilde bırakılmasına, karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı …’un temyiz istemi çekişmeli 232 ada 32 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümüne yöneliktir. Davacı tarafından 02.09.2010 tarihli dava dilekçesi ile … ve …’e husumet yöneltilerek dava açılmıştır. Davalılar … ve … kendilerine yönelik ve muhdesatlara ilişkin dava yönünden temyize konu olmayan aynı ada 33 parsel sayılı taşınmazla ilgili davayı 12.05.2011 tarihli oturumda kabul etmişlerdir. Mahallinde 18.05.2011 tarihinde keşif yapılmıştır. Dosyaya sunulan uzman bilirkişi raporu ve 29.12.2011 tarihli ara kararı uyarınca davacı tarafından 04.01.2012 tarihinde …’un davaya dahil edilmesi istemiyle dilekçe verilmiş ve 18.01.2012 tarihinde …’a tebligat yapılmıştır. … davayı kabul etmediğini bildirmiş ve dosyaya bir kısım belgeler sunmuştur. Bu aşamadan sonra, mahkemece mahallinde yeniden keşif ve uygulama yapılmadan ve uzman bilirkişiden ek rapor alınarak karar verilmiştir. Uzman bilirkişi ek raporu yeterli açıklıkta olmadığı gibi; …’un yokluğunda ve hatta davadan haberdar ve davaya dahil olmadığı dönemde yapılan keşif ve uygulama ile karar verilmesinde de isabet bulunmamaktadır. Bu husus, hukuk güvenliği ve adil yargılanma ilkelerine aykırılık oluşturmaktadır. Hukuk devletinde, kişilerin haklarında açılan davalardan yöntemince yapılacak tebligat ile haberdar olmaları ve iddiaya karşı savunma ve karşı delil bildirme haklarını kullanabilmeleri zorunludur. Aksi durum savunma hakkının kısıtlanmasıdır. Hal böyle olunca; mahkemece davaya dahil edilen …’un bildirdiği ve bildireceği tüm delilleri toplandıktan ve tanıkları hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif ve uygulama yapılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Davalı …’un temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 24.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.