YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4735
KARAR NO : 2014/3632
KARAR TARİHİ : 01.04.2014
MAHKEMESİ : ÜMRANİYE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/10/2012
NUMARASI : 2010/523-2012/590
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen 08.10.2013 gün ve saatte temyiz eden davacı H.. S.. ile aleyhine temyiz istenilen Hazine vekili Avukat U. S. geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı H.. S.. 08.10.2010 tarihli dava dilekçesi ile, A. A. Mahallesi 288 ada 15 parsel sayılı 200.17 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesi uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olup tapu kaydında üzerindeki muhdesatın M.. Y..’a ait olduğunun beyanlar hanesinde yazılı olduğunu, çekişmeli taşınmazı M.. Y..’dan satın alan Sultan Birinci’den 1999 yılında satın aldığını, 2010 yılında yapılan güncellemeler sırasında eski durumun değiştirilmediğini bildirerek, tapunun beyanlar hanesindeki muhdesat gösteriminin adına düzeltilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın süre yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı H.. S.. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu parsel üzerinde 5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek-4. madde uyarınca herhangi bir çalışma yapılmadığı gerekçesiyle davanın süre yönünden reddine karar verilmiştir. Mahkemenin kabul ve değerlendirmesi dosya içeriğine uygun bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz 30.05.1997 tarihinde hükmen Hazine adına tespit edilmiş ve dava 3402 sayılı Yasa’nın 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süreden sonra açılmış ise de; sözü edilen süre, kadastrodan önceki nedenlere dayalı olarak açılan davalara ilişkindir. Taşınmaz hakkında kadastroca oluşan tapu kaydının beyanlar hanesinde üzerindeki yığma binanın M.. Y..’a ait olduğu gösterilmiştir. Davacı, sözü edilen kişiden satış yolu ile zilyetliği devralan Sultan Birinci’den daha sonra zilyetliği aynı yolla kendisinin devraldığını ileri sürerek satış senetleri ibraz etmiştir. Dosya içindeki satış senetleri örneklerinden, önce M.. Y.. tarafından Sultan Birinci’ye, sonra Sultan Birinci tarafından davacı H.. S..’na satıldığı anlaşılmaktadır. Yine dosya içindeki güncelleme listesi incelendiğinde, çekişmeli taşınmazın da listeye alındığı, ancak beyanlar hanesindeki muhdesat gösteriminde herhangi bir değişiklik yapılmadan aynen korunduğu görülmektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 5831 sayılı Yasa ile değişik Ek 4. maddesi uyarınca, çıkarılmış uygulama yönetmeliği ve ilgili genelgeler uyarınca, yapılmış güncelleme çalışmaları da bir kadastro işlemidir. Bu durumda davanın sözü edilen kanun maddesi uyarınca ve güncelleme suretiyle yapılan kullanım kadastrosuna itiraz niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca davacının bildireceği tüm delilleri toplanıp satış
senetleri de uygulanmak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek, güncelleme tarihi itibarı ile çekişmeli taşınmazda fiili kullanıcının kim olduğu yöntemince saptanmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacıya iadesine, 01.04.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.