Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2014/800 E. 2014/1109 K. 11.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/800
KARAR NO : 2014/1109
KARAR TARİHİ : 11.02.2014

MAHKEMESİ : KOZAN 1. KADASTRO MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/03/2013
NUMARASI : 2012/12-2013/4

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sırasında D.. Köyü çalışma alanında bulunan 495 parsel sayılı 3192,70 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığı, parsel üzerindeki iki katlı ev’in C.. K..’a ait olduğu, taşınmazın ise C.. K.. ve R.. Ö..’in müşterek kullanımlarında olduğu şerhi verilerek, arsa niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı C.. K.., çekişmeli taşınmazın sadece kendi zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek davalı R.. Ö.. lehine verilen zilyetlik şerhinin iptali ile taşınmazın kendi kullanımında olduğuna yönelik şerh verilmesi istemiyle dava açmıştır. Önceki tarihli hükmün usulen bozulması üzerine, Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı C.. K.. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Yasa’nın Ek-4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosuna itiraza ilişkindir. 3402 sayılı Yasa’nın, 5831 sayılı Yasa ile eklenen EK 4/1. maddesi; 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 20.6.1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2. maddesi ile 23.9.1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05.06.1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2. maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edileceği hükme bağlanmıştır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince, davacı, çekişmeli taşınmazın sadece kendi zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Taraflar arasında çekişmeli taşınmazın öncesinin, davalı Raziye’nin mirasbırakanı (babası) A..K..’a ait olduğu ve taşınmazın, 2007 yılında ölünceye kadar muris Ali ile davacı C.. K..’un birlikte kullandıkları konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ne var ki çekişmeli taşınmaz, davalı Raziye’nin babası Ali’nin ölümünden sonra ise (2007 yılından beri) tek başına davacı C.. K..’un fiili kullanımında olduğu dosya kapsamındaki yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarının beyanlarından anlaşılmaktadır. Diğer yandan davacı C.. K.., davalı Raziye’nin miras bırakanı Ali’nin terekesine göre üçüncü kişi (yeğeni) konumundadır. Hal böyle olunca, davacı Cemal’in 2007 yılından tespit tarihi olan 2010 yılına kadarki fiili kullanımının Ali terekesi adına olduğunun kabulü de mümkün değildir. O halde, Mahkemece, 3402 sayılı Yasa’nın Ek-4. maddesi uyarınca fiili kullanımı kendisinde olan davacı C.. K..’un davasının kabulü yönünde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir. Temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 11.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.