YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13307
KARAR NO : 2020/1395
KARAR TARİHİ : 03.06.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, …. Köyü çalışma alanında bulunan 168 ada 3 parsel sayılı sayılı 219.674,48 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ile aynı çalışma alanında bulunan 169 ada 1 parsel sayılı 6.017,14 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden oldukları belirtilerek, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı … ve …., irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, çekişmeli taşınmazların muhtelif bölümleri hakkında tapu iptali ve adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 168 ada 23 parsel sayılı taşınmaz içeresinde kalan ve hükme esas alınan 17.11.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 9.768,29 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün, (B) harfi ile gösterilen 23.081,52 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün, (C) harfi ile gösterilen 14.989,44 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün, çekişmeli 169 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda (D) harfi ile gösterilen 4.763,68 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün bulundukları taşınmazdan ifrazı ile her birine ayrı ayrı aynı adanın son parsel numaraları verilmek suretiyle davacılar adına 1/2 hisse oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içinde kadastrodan önceki nedenlere dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davasıdır. Mahkemece, çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde davacılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki dava konusu 168 ada 23 ve 169 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar, ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiş olup, bilindiği üzere ziraate elverişli olmayan alanların, zilyetlikle iktisabı, imar-ihya edilerek tarım arazisi haline getirilmeleri ve bundan sonra 20 yıl nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla zilyet edilmeleri halinde mümkün bulunmaktadır. Mahkemece, taşınmaz bölümlerinin niteliğinin, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklinin ve süresinin ne olduğunun belirlenmesi amacıyla 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulundan, bilimsel verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamış, tek ziraatçı bilirkişi tarafından hazırlanan raporda varılan kanaat ile rapora eklenen ve çekişmeli taşınmaz bölümlerini teşhise elverişli fotoğraflar arasında doğan çelişki giderilmemiş ve ayrıca mahkemece jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi eliyle taşınmazın tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılması gerekirken, bu hususta ehil olmayan bilirkişi marifetiyle yalnızca fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile kodlanan taşınmaz bölümü yönünden inceleme yaptırılarak hava fotoğraflarından yöntemince istifade edilmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm verilemez.
Hal böyle olunca; sağlıklı sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmaz bölümlerini içerir tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğrafları, tarihleri açıkça yazılmak suretiyle (en az üç tanesi) Harita Genel Komutanlığından getirilerek dosya arasına konulmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri mühendisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, davaya konu taşınmaz bölümlerinin geçmişte ne durumda bulundukları, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandıkları, kime ait oldukları, kimden nasıl intikal ettikleri hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli ve dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı; fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli, dava konusu taşınmaz bölümlerini komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor alınmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, taşınmaz bölümlerinin toprak yapısını ve niteliklerini, zirai durumlarını, üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz bölümlerinin üzerindeki bitki örtüsünü bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmaz bölümlerinin değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını içeren, önceki keşifte dosya arasına alınan ziraat bilirkişisi raporunun kanaat bölümü ile taşınmaz bölümlerinin mahallinde çekilen fotoğrafları arasında doğan çelişkiyi irdeleyecek biçimde, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi heyetinden, yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde, taşınmaz bölümlerinin sınırlarını ve niteliklerini, üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlemeleri istenilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek, çekişmeli taşınmaz bölümlerinde davacılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenmek suretiyle sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.06.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.