Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2016/13767 E. 2020/646 K. 19.02.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13767
KARAR NO : 2020/646
KARAR TARİHİ : 19.02.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Kadastro sonucu, … İli Merkez İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan …,…,… ve 1320 parsel sayılı sırasıyla 28.800.00, 15.600.00, 13.250.00, 1.900.00, 5.700.00, 3.600.00, 3.900,00 ve 17.650,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kaçak ve yitik kişilerden kaldıkları belirtilerek, tarla vasfıyla davalı … adına tespit ve tescil edilmişlerdir. İtirazları komisyonca reddedilen davacı … ve arkadaşları, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, tapu iptali ve adlarına tescil istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 965 ve 1158 parsel sayılı taşınmazların davalı … adına olan tapu kayıtlarının iptali ile, muris… mirasçıları olan davacılar adına miras payları oranında tapuya kayıt ve tescillerine, diğer parseller yönünden açılan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacılar vekilinin çekişmeli …,…,… parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece, çekişmeli taşınmazlar üzerinde davacılar yararına zilyetlikle iktisap koşulları oluşmuş ise de, davacılar ve miras bırakanları adına aynı çalışma alanında belgesiz zilyetlik yoluyla tespit edilen taşınmaz miktarının 100 dönümü aştığı gerekçesiyle bu parseller yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar … ve arkadaşları, çekişmeli taşınmazların uzun zamandan miras bırakanları … ve sonrasında kendileri tarafından kullanıldığını, zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunu iddia ederek taşınmazların kendi adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Beyanlarına başvurulan yerel bilirkişiler ve davacı tanıkları, taşınmazların uzun zamandan beri davacıların murisi … tarafından, sonrasında ise mirasçıları tarafından kullanıldığını belirtmişlerdir. Dosya kapsamından; taşınmazların davacıların murisi …’ya ait olduğunun ve …’in davacılar dışında da mirasçılarının bulunduğunun anlaşılmasına ve davacılar tarafından da çekişmeli taşınmazların murislerinden kendilerine hibe, taksim ya da satın alma yoluyla kaldığı iddia ve ispat edilemediğine göre, davacıların aktif dava ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle red kararı verilmesi isabetsiz ise de, ret kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan bu parseller hakkındaki hükmün, gerekçesi bu şekilde düzeltilerek ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
2- Dava konusu 965 ve 1158 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik davalı … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, çekişmeli taşınmazların davacıların ve kök murislerinin uzun zamandan beri zilyetliklerinde olduğu, davacılar yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun düşmemektedir. Davacılar … ve arkadaşları, çekişmeli taşınmazların uzun zamandan beri miras bırakanları .. ve sonrasında kendileri tarafından kullanıldığını, zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunu iddia ederek taşınmazların kendi adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Taşınmazlar başında yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve davacı tanıkları, taşınmazların uzun zamandan beri davacıların murisi … tarafından, sonrasında ise mirasçıları tarafından kullanıldığını beyan etmişlerdir. Şu halde; çekişmeli taşınmazların davacıların murisi …’dan intikal eden taşınmazlar olduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki; dosya arasında bulunan veraset ilamına göre muris …’in davacılar dışında da mirasçıları bulunmakta olup, davacılar tarafından çekişmeli taşınmazların murislerinden kendilerine hibe, taksim ya da satın alma yoluyla kaldığı iddia ve ispat edilemediğine göre, davacıların dava açmakta aktif dava ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Aktif dava ehliyetinin varlığı dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esası hakkında hüküm kurulması hukuken mümkün değildir.
Hal böyle olunca; davacıların, aktif dava ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esasına girilerek yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün, bu parseller yönünden BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.02.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.