Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2016/13820 E. 2020/1584 K. 08.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13820
KARAR NO : 2020/1584
KARAR TARİHİ : 08.06.2020

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ
KANUN YOLU: TEMYİZ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “davalıların dayanağı tapu kaydının bilinen sınırları itibariyle ve komşu 98 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kaydının sınırları dikkate alındığında dava konusu taşınmazı kapsamasının olanaksız olduğu, hal böyle olunca uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği ve temyize konu edilmeyen (B) bölümünün mera olarak sınırlandırılmasına karar verildiğine ve taşınmazın sınırlarında eylemli olarak taşlık niteliği ile tescil harici kalan taşınmazlar bulunduğuna göre, zilyetlik koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda yapılan mera araştırmasının yetersiz olduğu belirtilerek; doğru sonuca varılabilmesi için taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu ile aynı yönteme göre belirlenecek zilyetlik tanıkları ve 3 kişilik zirai bilirkişi kurulunun katılımıyla keşif yapılması; taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, öncesinin kamu orta malı mera niteliği taşıyıp taşımadığı ve çevresinde kamu orta malı mera bulunup bulunmadığı hususlarının yerel bilirkişi ve tanıklardan etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, 99 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının iptali ile fen bilirkişi Abdurrahman Toka’nın 08.12.2015 tarihli rapor ve rapor ekindeki krokisinde ki (A) harfi ve yeşil renkte gösterdiği 4000 metrekare yüzölçümlü kısmın 16800 pay kabul edilerek tespit maliklerinin mirasçıları adına tesciline, (B) harfi ile ve kırmızı renkte gösterdiği 33500 metrekare yüzölçümlü kısmın son parsel numarası verilmek sureti ile mera vasfı ile sınırlandırılmasına ve mera özel siciline tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, Yargıtay bozma ilamına uyulduğuna göre, bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Bozma ilamına uyulmakla, taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmesi zorunludur. Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde, dava konusu taşınmazın temyize konu edilen (A) harfi ile gösterilen bölümünün tespite dayanak yapılan tapu kaydının kapsamında kaldığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmemektedir. Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamında, tapu kaydının bilinen sınırları itibariyle ve komşu 98 parsel sayılı taşınmaza uygulanan tapu kaydının sınırları dikkate alındığında dava konusu taşınmazı kapsamasının olanaksız olduğu, bu nedenle uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği ve temyize konu edilmeyen (B) bölümünün mera olarak sınırlandırılmasına karar verildiğine göre zilyetlik koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda yapılan mera araştırmasının yetersiz olduğu belirtildiği halde, Mahkemece bu konuda hüküm kurmak için yeterli araştırma ve incelemenin yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, sağlıklı sonuca ulaşabilmek için Mahkemece, taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu ve aynı yönteme göre belirlenecek zilyetlik tanıkları ile 3 kişilik zirai bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenilecek yansız bilirkişiler ve taraf tanıklarından, taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, öncesinin kamu orta malı mera niteliği taşıyıp taşımadığı ve çevresinde kamu orta malı mera bulunup bulunmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, bilirkişi ve tanık beyanları arasında oluşacak çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı; taşınmazın fiziksel yapısı, eğim durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin baskın olduğu mahkemece gözlemlenerek ayrıntılı olarak tutanağa geçirilmeli; zirai bilirkişi kurulundan, arazinin eğimi, toprak yapısı, mera parseli ile arasında doğal yada yapay sınır veya ayırıcı unsurların bulunup bulunmadığı, bitki örtüsü, öncesinin kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı hususlarında, çekişmeli taşınmaz ile komşu parselleri mukayeseli olarak değerlendiren, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fotoğrafçı bilirkişi aracılığı ile taşınmazı tüm yönleriyle gösterecek fotoğraflar çekilerek dosyaya konulmalı; fen bilirkişisinden, keşfi ve yapılan uygulamayı izlemeye ve denetlemeye elverişli rapor ve kroki alınmalı, fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmaz işaretlettirilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan hususlar gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen ifraz haritasının, taşınmazın kadastro paftasındaki konumu dikkate alınmaksızın basit kroki şeklinde düzenlenmiş olması ve bu hali ile hükmün infaz kabiliyetinin bulunmaması da isabetsiz olup, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.06.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.