Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2016/16561 E. 2019/6683 K. 22.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/16561
KARAR NO : 2019/6683
KARAR TARİHİ : 22.10.2019

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Uygulama kadastrosu sırasında, … İlçesi … Mahallesi çalışma alanında ve tapuda Hazine adına kayıtlı bulunan eski 764 parsel sayılı 19.870,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 314 ada 1 parsel numarasıyla ve 4.716,11 metrekare yüzölçümlü olarak ve 315 ada 1 parsel numarasıyla ve 8.328,77 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı Hazine, uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli taşınmazların uygulama tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, fen bilirkişi raporu doğrultusunda ve uygulama kadastrosunun yasal mevzuata uygun yapıldığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Davacı Hazine, tesis kadastrosu sırasında kendi taşınmazı içerisinde ölçülen bir bölümün, Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi uygulaması ile yola terk edildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi uygulaması ile eski 764 parsel sayılı taşınmazın içerisinden kadim yol geçtiği kabul edilerek, taşınmazın muhtelif kısmının ifrazı ile paftasında yol olarak gösterilmiştir. Keşif sonucu alınan fen bilirkişi raporunda ise, davacıya ait 764 parselin 22/2-a çalışması sonrasında yüzölçümündeki azalmanın taşınmazın içinde bulunan yolun bu taşınmazın yüzölçümünden düşürülmesi sebebiyle ortaya çıktığı bildirilmiştir. Tesis kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmaz içerisinde böyle bir yolun mevcut olmadığı tüm dosya kapsamı ile anlaşılmıştır. Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğinin sınırlandırma başlıklı 15. maddesinin 6. bendindeki “Tapulama veya kadastrodan sonra açılan ve tapu sicilinde terk işlemi yapılmamış olan kamuya ait yol, dere, ark ve benzeri yerler sınırlandırma ve tespitler sırasında ilgililerin yazılı muvafakatleri sağlandığı takdirde kamuya terki yapılır.” hükmü ile aynı yönetmeliğinin sınırlandırma krokisi başlıklı 17. maddesinin 4. bendindeki “Tapulama veya kadastrodan sonra açılan ancak, tapu sicilinde terk işlemi yapılmamış ve ilgililerince muvafakat verilmemiş olan kamuya ait yol, dere, ark ve benzeri yerler ölçülerek, sınırları sınırlandırma ve ölçü krokisi ile yeni paftasında kesik çizgilerle gösterilir. “ hükmü uyarınca, tapulama veya kadastrodan sonra açılan yol, dere, ark ve benzeri yerlerin sınırlandırma ve tespitler sırasında ilgililerin yazılı muvafakatleri sağlandığı tadirde kamuya terkinin yapılacağı belirtilmiş olup, davacı Hazine tarafından verilmiş bir muvafakat olup olmadığı dosya kapsamında anlaşılamamıştır.
Hal böyle olunca, Mahkemece, davacı tarafından çekişmeli taşınmazın kadastrodan sonra açılan yola muvafakatinin bulunup bulunmadığı hususu tespit edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu gereğe riayet edilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.10.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.