Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2017/4351 E. 2020/6163 K. 18.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4351
KARAR NO : 2020/6163
KARAR TARİHİ : 18.12.2020

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Yargıtay bozma ilamında özetle; “Hazine temsilcisinin sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı ancak, davacı …’ın kendisi ile miras ilişkisi bulunmayan amcası … adına dava açma yetkisi bulunmadığı belirtilerek, temyiz konusu bölüm yönünden davanın, davacının murisi …’ın miras payı ile sınırlı olarak görülmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 109 ada 16 parsel sayılı taşınmazda fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 237,56 metrekare yüzölçümündeki bölümün … adına, geri kalan bölümlerin tespit gibi Hazine adına tesciline, … adına tescil talebi ile açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Adil yargılanma hakkının garantileri arasında yer alan “aleni yargılanma ilkesi” ve “hukuki dinlenilme hakkı”, kararların gerekçeli olmasını zorunlu kılar. Bu prensiplerin amacı, yargılama sürecini ve kararın verilişini kamu denetimine açık tutmak suretiyle adaletin yerine getiriliş biçimini görünür kılmak; kamu eliyle karar verme sürecini denetleyerek kişinin adil yargılanma hakkını güvence altına almak ve adalete güveni korumaktır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c maddesi uyarınca gerekçenin; “tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” göstermesi gerekir. Bir başka anlatımla; gerekçe, hüküm fıkrasında yazılı sonuçlara nasıl varıldığının tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklanmasıdır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası birbirine sıkı sıkıya bağlı olup uyumlu bulunması zorunludur.
Mahkemenin kararı incelendiğinde, hüküm kısmında “davacı … yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 237,56 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın … adına tapuya kayıt ve tesciline” karar verildiği halde, kararın gerekçe bölümünde, “davacı … yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 237,56 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın … adına tapuya kayıt ve tesciline” şeklinde …,…’in karıştırılması suretiyle hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, çelişkiyi kaldırmak suretiyle yeniden bir hüküm kurulması gerekli olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.12.2020 gününde oybirliği ile karar verildi.