Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2018/3062 E. 2021/831 K. 05.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/3062
KARAR NO : 2021/831
KARAR TARİHİ : 05.02.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Davacı …, adına tespit edilen dava dışı … ada 42 sayılı parselin yüzölçümünün eksik olduğu iddiasıyla, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, tescil harici bırakılan bölümün adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, tescil harici yerin tapuda son parsel numarası verilmek suretiyle davalı Şehit Kamil Belediye Başkanlığı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili ve davalı … adına Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 13/05/2014 tarih ve 2014/659 Esas, 2014/5942 Karar sayılı ilamı ile, “TMK’ nın 713/3. maddesi gereğince ilgili kamu tüzel kişisi olarak Hazine ve …’nın davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması, ayrıca aynı Yasa’nın 713/4-5. maddeleri gereğince zorunlu yasal ilanların yapılması” gereğine değinilerek sair yönleri incelenmeksizin bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, kadastro bilirkişisi …ve harita mühendisi bilirkişisi …’in 25/07/2017 havale tarihli raporlarına ekli krokide (A) harfi ile gösterilip koordinatları ayrı ayrı bildirilen 11.502,39 metrekarelik tapulama harici yerin davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ve davalı Şehit Kamil Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, kısa kararda davacıya ait 128 ada 42 parselin içerisinde kalan ve 25.07.2017 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokisinde (C) ile gösterilen bölümün davacı adına tesciline karar verildiği halde, gerekçeli kararın hüküm kısmında aynı tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ile gösterilen bölümün davacı adına tesciline karar verildiği ve böylece kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmaktadır. HMK’nın 297 ve 298. maddeleri gereğince kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Kararların farklı ve çelişkili olması mahkemelere olan güven ilkesini zedeler. Bu durum 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas ve 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi bozma nedenidir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, önceki kararla bağlı kalınmaksızın çelişkiyi kaldırmak suretiyle yeniden bir hüküm kurulması gerekmekte olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.02.2021 gününde oybirliği ile karar verildi.