YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/21869
KARAR NO : 2017/11241
KARAR TARİHİ : 05.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanık …’in 25/02/2015 tarihli ek karara yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Gerekçeli kararın sanığa duruşmada beyan ettiği adresine gönderildiği ancak muhatabın taşındığından bahisle iade edildiği; bu defa sanığın MERNİS sisteminde kayıtlı bulunan adresine Tebligat Kanunu 21/2. maddesi uyarınca 10.02.2015 tarihinde tebligat yapıldığı, sanığın CMUK’nun 310/1. maddesinde öngörülen 7 günlük temyiz süresi geçtikten sonra 20.02.2015 tarihinde temyiz talebini içerir dilekçe verdiğinin anlaşılması nedeniyle mahkemenin 25.02.2015 tarihli ek kararı ile temyiz isteminin reddine karar verdiği ve sanık tarafından ek karara yönelik temyiz talebinde bulunulduğu anlaşılmakla;
Temyiz isteminin reddine dair 25.02.2015 tarihli ek kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, bu karara yönelik temyiz itirazlarının 1412 sayılı CMUK’nun 315/2. maddesi uyarınca REDDİ, temyiz isteminin reddine dair ek kararın ONANMASINA,
II-Suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde,
Dosya içerisindeki ifadelerden, tanık beyanlarından ve tutanaklardan eylemin gece sayılan zaman diliminde gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuk hakında hükmolunan cezadan TCK’nın 143. maddesi uyarınca artırım yapılmaması aleyhe temyiz olmadığından, ormanlık alanda kesilmiş olan ağaçların çalınması şeklinde gerçekleşen eylemin TCK’nın 142/1-e maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu gözetilmeden suça sürüklenen çocuk hakkında aynı Yasa’nın 142/1-a maddesi uyarınca mahkumiyet kararı verilmesi sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre, suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Ancak;
1-5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı olarak sorumlu tutulmaları gerektiğinin düşünülmemesi,
2-T.C. Anayasa’sının 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesi ışığında, 5271 sayılı CMK’nın 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Yasa’nın 13. maddesine dayanılarak hazırlanan, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince, baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafii ücretinin suça sürüklenen çocuktan alınmasına hükmedilemeyeceğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz nedeni bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından yargılama giderlerinin müteselsilen alınmasına ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine “sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu tutulmalarına” cümlesinin eklenmesi ve zorunlu müdafiilik ücreti olarak belirlenen 320,00 TL’nin, yargılama giderleri ile ilgili bölümden çıkarılması suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.