Yargıtay Kararı 17. Ceza Dairesi 2015/25743 E. 2017/15029 K. 28.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/25743
KARAR NO : 2017/15029
KARAR TARİHİ : 28.11.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1-Müştekinin soruşturma aşamasında alınan ifadesinde, 07.04.2013 günü saat 21.30 sıralarında yatak odasının kapısının kilitli olduğunu fark ettiğini, dışarı çıkıp baktığında yatak odasının penceresinin açık olduğunu görünce evine hırsız girdiğini düşünerek kolluk görevlilerine haber verdiğini beyan ettiği; 08.04.2013 tarihli kolluk tutanağında ise saat 23.30 sıralarında suça konu ikametin bulunduğu sokağın caddeye bakan tarafında, çalışır vaziyette bulunan … plakalı araç içerisinde bulunan sanık … ile müştekinin evinin bulunduğu taraftan söz konusu aracın yanına doğru gelen sanık …’ın durumlarında şüphelenilerek yakalandıklarının belirtildiği; müştekinin evinden hırsızlık yapıldığını öğrenmesinden yaklaşık 2 saat sonra kolluk kuvvetlerince yakalanan sanıkların halen hırsızlığın gerçekleştiği evin bulunduğu sokağın başında bulunuyor olmalarının hayatın olağan akışına uygun düşmediği; sanık …’in içinde bulunduğu …. plakalı araçta 5271 sayılı CMK’nın 116 vd. maddelerinde düzenlenen usulüne uygun arama ve aynı Kanun’un 123-127. vd. maddelerinde düzenlenen usulüne uygun el koyma kararı bulunmaksızın yapılan aramada ele geçirilen tornavidaların, hukuka aykırı olarak elde edildiklerinden delil olarak kabul edilemeyeceği gözetilmeden ve 08.04.2013 tarihli olay yeri inceleme raporunda, suça konu ikametin kapı ve pencerelerinde zorlama izlerinin bulunmadığı belirtilmesine rağmen suçta kullanıldığı kabul edilerek hükme esas alınması; hüküm tarihinden sonra kolluk tarafından gönderilerek dosya içerisine alınan 02.12.2013 tarihli yazıdan da anlaşılacağı üzere, olay yerinden elde edilen parmak izinin sanıklara ait parmak izleriyle benzerlik göstermediği, dosya içerisinde yer alan 10.10.2013 tarihli ekspertiz raporlarının olay yerinden elde edilen izlerle sanıkların parmak izlerinin mukayesesine ilişkin olmadığı, sanıkların farklı tarihlerde alınan parmak izlerinin kendi içlerinde mukayesesine ilişkin olduğu anlaşılmasına karşın mahkemece olay yerinden elde edilen izlerin sanıkların parmak izleriyle örtüştüğünün kabul edilmesi; 07.04.2013 tarihli kolluk tutanağında tahkikata esas kamera görüntüsünün bulunmadığının belirtilmesi karşısında, sanıkların üzerilerine atılı hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarını işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı halde, ayrı ayrı beraatleri yerine hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kabule göre de;
2-07.04.2013 günü yaz saati uygulaması ile birlikte güneşin saat 19.39’da battığı ve geceden sayılan zaman diliminin 20.39’dan sonrası olduğu, müştekinin ikametinden hırsızlık yapıldığını saat 21.30’da fark ettiği, sanıkların atılı suçu kabul etmedikleri, hırsızlık eyleminin gerçekleştiği zaman diliminin belli olmadığının anlaşılması karşısında; hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarının gece sayılan zaman dilimi içinde işlendiğine ilişkin kanıtların neler olduğu karar yerinde açıklanıp gösterilmeden, sanıklar hakkında TCK’nın 143. ve 116/4. maddelerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
3-Tekerrüre esas hükümlülüğü bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması,
4-T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
5-5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı; ortak yargılama giderlerinden de paylarına düşen miktarda eşit olarak sorumlu tutulmaları gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve müdafii ile sanık …’ın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, sanık … hakkında tekerrür açısından CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın gözetilmesine, 28/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.