YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/26193
KARAR NO : 2017/15264
KARAR TARİHİ : 05.12.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Konut dokunulmazlığının ihlali suçları yönünden zamanaşımı süresi içerisinde işlem yapılması olanaklı görülmüştür.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5237 sayılı TCK’nın 61/1. maddesine göre malın değerinin az ya da çok olması, temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmak için bir kriter olup, hırsızlık suçuna konu malın değerinin az olmasının TCK’nın 145. maddesinde ayrı olarak düzenlenmesi, kanun koyucunun hırsızlık suçunda malın değerinin az olmasına verdiği önemi göstermektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15.12.2009 gün ve 6/242-291 sayılı içtihadında belirtildiği üzere, “…daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” görüşünün, TCK’nın 145. madde uygulamasında bütünüyle reddedilmesi mümkün değil ise de, maddenin yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir. 145. maddenin gerek ilk şekli, gerekse değiştirilmiş biçimi; ortak tanımlama ile, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almaktadır. TCK’nın 145. maddesine göre, faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup, hâkim indirim oranını TCK’nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “işlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.
Değer azlığı nedeniyle ceza vermekten vazgeçme kararı verilecek ise; malın değerinin azlığı yanında “suçun işleniş şekli ve özellikleri” de dikkate alınmalıdır. TCK’nın 145. maddesinin uygulanmasında hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hâkim takdir hakkını kullanırken keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle uygulama yapmalıdır.
Somut olayda ise; müştekilere ait suça konu ayakkabıların suç tarihindeki değerleri tespit edilerek sanık hakkında TCK’nın 145. maddesinin uygulama olanağı bulunup bulunmadığı hususu gerekçeli kararda tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Tanık …’ün durumundan şüphelenerek sanığı takip ettiği, sanığın bisikletini sokağa park ederek müştekiler …, … ve …’ın ikametlerinin bulunduğu apartmana girdiği, bunu gören tanık …’ün orada bulunan polis memurlarına sanığı kastederek ”elinde poşetle çıkarsa mutlaka hırsızlık yapmıştır” dediği, bir süre sonra sanığın elinde poşetle dışarı çıktığı, kolluk görevlileri tarafından sanığın yakalandığı ve elindeki poşetin içinde bir kaç çift ayakkabının olduğunun ve ayrıca sanığın bisikletinin direksiyon kısmında asılı vaziyette bulunan başka bir poşetin içinden çıkan müşteki …’a bir çift ayakkabının bulunduğunun tespit edildiği, tüm müştekilerin kendilerine ait ayakkabılarının ikametlerinin kapı önünden çalındığını anladıkları ve hırsızın kolluk kuvvetleri tarafından yakalandığını duymaları üzerine polis merkezine geldikleri ve suça konu ayakkabıların kolluk görevlileri tarafından müştekilere teslim edildiği, sanığın aşamalardaki savunmalarında bisikletinin direksiyonunda poşet takılı olmadığını, içinde bir kaç çift ayakkabı bulunan poşedi ise çöpten bulduğunu beyan ettiği olayda; TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen rızai iadenin bulunmadığı gözetilmeden, etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak sanık hakkında eksik ceza tayini,
3-T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ün temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, CMUK’nun 326/son maddesinin gözetilmesine, 05/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.