Yargıtay Kararı 17. Ceza Dairesi 2015/27208 E. 2017/15002 K. 22.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/27208
KARAR NO : 2017/15002
KARAR TARİHİ : 22.11.2017

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme, suç eşyasının satın alınması
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I)Suça sürüklenen çocuk … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Her ne kadar suça konu tüfeğin piyasa ikinci el fiyatının araştırılarak karar verilmesi gerektiği yönünde tebliğnamede görüş bildirilmiş ise de; dosya kapsamında değer tespit tutanağının bulunduğu ve 250,00 TL olarak değerin tespit edildiği anlaşılmakla tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
1-Suça sürüklenen çocuğun piyasa değeri 250,00 TL olan ve ruhsatı bulunmayan tüfeği 30,00 TL karşılığında satın alması şeklindeki eyleminin tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde TCK’nın 165. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu halde beraat kararı verilmesi,
II)Suça sürüklenen çocuklar … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
2-Ayrıntıları Yargıtay CGK’nın 03/06/2014 günlü, 2013/13-203 Esas ve 2014/308 Karar sayılı Kararında da belirtildiği üzere; suça sürüklenen çocuğun “Olay günü … İlköğretim Okulu önünde … ile bulundukları sırada tanımadığı 2-3 çocuğun bir aracın camını kırarak araçtan tüfek aldıklarını, peşlerinden koşup çocukları yakaladığını ve ellerinde bulunan tüfeği aldıktan sonra tüfeği …’a 30,00TL karşılığında sattığını” söylemesi, aşamalarda da benzer ifade vermesi, söz konusu çocuklara ait kimlik ve adres bilgilerini vermekten kaçınması ve sabıkalı geçmişi de dikkate alındığında hırsızlık suçlamasıyla muhatap olan suça sürüklenen çocuğun sadece hayali bir kurgu oluşturup suça konu eşyayı aldığı çocukların açık kimlik ve adres bilgilerini açıklamadan suçlamadan kurtulmayacağını bilecek yaşam ve adli tecrübeye sahip olması ve gerçekte var olan bir kişiden suça konu eşyayı alması durumunda suçlamadan kurtulmaya yönelik olarak bahsettiği çocukların bulunması için daha etkin bir çaba göstermesi gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, suça sürüklenen çocuğun eyleminin suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu değil, hırsızlık ve mala zarar verme suçunu oluşturduğunun kabulünde zorunluluk bulunması anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuğıun yetersiz ve kendi içinde çelişkili savunmasına itibar edilerek hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından mahkumiyeti yerine, TCK 165. maddesinden mahkumiyetine ve mala zarar verme suçundan beraatine karar verilmesi,
III)Suça sürüklenen çocuklar … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
3-13/11/2013 tarihli yakalama tutanağında imzası bulunan polis memurlarının mümkünse duruşmaya celbi ile tanık olarak beyanlarına başvurulduktan sonra suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması gerektiği halde eksik kovuşturma ile karar verilmesi,
4-Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20/2. maddesi ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35/1. maddesi uyarınca; fiil işlendiği sırada 12 yaşını doldurmuş olup da 15 yaşını doldurmamış çocukların işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, zorunlu olduğu halde suça sürüklenen çocuk … hakkında sosyal inceleme raporu aldırılmadan başka dosyada alınan sosyal inceleme raporunun dosya arasına konularak hüküm kurulması,
5-Suça sürüklenen çocuk …’ın suç tarihi itibarıyla 12-15 yaş grubunda olduğu, Diyarbakır Adli Tıp Şube Müdürlüğününün 13/11/2013 tarihli raporunun yalnızca hırsızlık suçuan ilişkin olarak görüş içerdiğinin anlaşılması karşısında, işlediği iddia olunan mala zarar verme suçundan dolayı fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda rapor alınması gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan …’ün temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 22/11/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.