Yargıtay Kararı 17. Ceza Dairesi 2016/10222 E. 2017/5862 K. 15.05.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/10222
KARAR NO : 2017/5862
KARAR TARİHİ : 15.05.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
05.07.2012 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 82. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 142/1-f bendindeki “Elektrik enerjisi hakkında” hırsızlık suçu kaldırılıp yerine, aynı Kanun’un 83. maddesi ile TCK’nın 163. maddesindeki “karşılıksız yararlanma” suçu kapsamında 3. fıkra olarak, “Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi..” biçiminde, su ve doğal gazı da kapsamına alarak hırsızlık suçundan tamamen ayrı yeni bir suç ihdas edilmiştir.
6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinin 1. fıkrasında, ilgili suçlardan dolayı açılan ve temyiz aşamasında bulunan dava dosyaların ilgili makamlarca, hüküm veren mahkemeye gönderileceği; 2. fıkrasında ise, elektrik enerjisinin, suyun ve doğal gazın, sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi nedeniyle hakkında hırsızlık suçundan dolayı kovuşturma yapılan veya hakkında hüküm verilen kişinin, bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, zararı tamamen tazmin etmesi hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmayacağı ve verilen cezanın tüm sonuçlarıyla ortadan kalkacağı düzenlenmiştir.
Yukarıda izah edildiği üzere, suçun niteliğinin sanık lehine değişmesi, 6352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinin usulü hükümler içerdiği de gözetilerek her iki yasa hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; Yasa koyucunun, 6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihinde önceki eylemleri nedeniyle, hakkında hırsızlık suçundan dolayı kovuşturma yapılan veya hüküm verilen kişilerin, bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, zararı tamamen tazmin etmesi koşuluyla haklarındaki davaların tasfiyesi amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle suçun anılan Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemde işlenmiş olduğu anlaşılmakla işin esasına girilmeden önce, suç nedeniyle oluşan zararın mülk sahibi … tarafından 16/02/2006 tarihinde ödenmiş olması karşısında, bu husus sanık lehine değerlendirilerek ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiği halde, sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması;

Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 15.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.