Yargıtay Kararı 17. Ceza Dairesi 2016/17118 E. 2019/2011 K. 12.02.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/17118
KARAR NO : 2019/2011
KARAR TARİHİ : 12.02.2019

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel mahkemece sanık hakkında hırsızlık ,iş yeri dokunulmazlığının ihlali,mala zarar verme suçlarından kurulan hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Sanık hakkında müşteki …’a yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlali ile katılan …’e yönelik hırsızlığa teşebbüs suçuna yönelik kurulan hükümlerin yapılan temyiz incelemesinde;
Sanık hakkında her ne kadar tekerrüre esas alınabilecek ilamın infaz aşamasında gözetilebileceği ifade edilerek ilam belirtilmemişse de adli sicil kaydında sanığın en ağır suçu içeren ilamının 5237 sayılı TCK’nun 191/1. maddesine ilişkin olduğu anlaşılmakla, bu mahkumiyete ilişkin, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK’nun 191. maddesi ile aynı Kanunla 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7/2. maddesi uyarınca koşulları oluştuğu takdirde “Davanın düşmesi” ve “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması” seçeneklerine de yer verilmesi nedeniyle, lehe olan bu düzenleme ve 5237 sayılı TCK’nun 7/2. maddesi uyarınca “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü de gözetilerek sanık hakkında uyarlama yargılaması yapıldıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
T.C. Anayasa Mahkemesinin hükümlerden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nun 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının da kapsam ve içerik itibarıyla infaz aşamasında mahallinde gözetilebileceğinden, bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre, sanık … müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usûl ve kanuna uygun bulunan hükümlerin, tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
II-Sanık hakkında katılanlar …,…, …’e yönelik hırsızlık suçlarından kurulan hükümler ile katılan …’a yönelik mala zarar verme suçundan kurulan hükümler açısından yapılan temyiz incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; katılanlar …, …, …, …’e yönelik hırsızlık suçlarının sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5237 sayılı TCK’nun 61/1. maddesine göre malın değerinin az ya da çok olması, cezanın temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmak için bir kriter olup, hırsızlık suçuna konu malın değerinin az olmasının TCK’nun 145. maddesinde ayrı olarak düzenlenmesi, kanun koyucunun hırsızlık suçunda malın değerinin az olmasına verdiği önemi göstermektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.12.2009 gün ve 6/242-291 sayılı içtihadında belirtildiği üzere, “…daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” görüşünün, TCK’nun 145. madde uygulamasında bütünüyle reddedilmesi mümkün değil ise de, maddenin yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir. 145. maddenin gerek ilk şekli, gerekse değiştirilmiş biçimi; ortak tanımlama ile, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almaktadır. TCK’nun 145. maddesine göre, faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup, hâkim indirim oranını TCK’nun 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır. Değer azlığı nedeniyle ceza vermekten vazgeçme kararı verilecek ise; malın değerinin azlığı yanında “suçun işleniş şekli ve özellikleri” de dikkate alınmalıdır.
TCK’nın 145. maddesinin uygulanmasında hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hâkim takdir hakkını kullanırken keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle uygulama yapmalıdır.
Somut olaylarda da ise; sanığın katılan kardeşi …’a yönelik hırsızlık suçunda 40,00 TL, katılan …’e yönelik 5,00 TL, sigara, çakmak ve bıçak çalmaktan ibaret eylemleri nedeni ile ve katılan …’a yönelik gerçekleşen hırsızlık suçunda ise çalınan para miktarı katılan tarafından soruşturma aşamasında 100,00 TL, kovuşturma aşamasında ise 110,00 TL olarak belirtildiğinden miktar açısından çelişki giderilerek adı geçen katılanlara yönelik suçlar sebebiyle sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 145. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Katılanlar …, …, …’ün karar verildikten sonra şikayetlerinden vazgeçtiklerini ve tüm zararlarının olay günü karşılandığını beyan eden dilekçeler sunmaları karşısında; sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 168/1. maddesinin uygulanması zorunluluğu,
3-Katılan Abdüsamet Yalçın’ın karar verildikten sonra olay nedeniyle şikayetinden vazgeçtiğini ve zararının karşılandığını beyan eden dilekçe sunması karşısında, zararın ne zaman karşılandığının tespiti ile sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı TCK’nun 168. maddesinin değerlendirilmesi gerekliliği,
4-Katılanlar … ve …’a yönelik hırsızlık suçundan hüküm kurulurken sonuç cezanın 2 yıl 1 ay yerine 1 yıl 13 ay olarak belirtilme suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,
5-T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK’nun 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK’nun 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
6-Tekerrüre esas alınabilecek nitelikte ilamların durumu araştırılarak kararda belirtilmek suretiyle 5237 sayılı TCK’nun 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca sanık …’ın kazanılmış hakkının gözetilmesine, 12.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.