YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/19910
KARAR NO : 2017/2758
KARAR TARİHİ : 09.03.2017
Karşılıksız yararlanma suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/3. maddesi gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Küçükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/11/2013 tarih, 2013/879 Esas ve 2013/356 Karar sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, hükümlü müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer görülmeyerek reddine ilişkin Küçükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/07/2014 tarih, 2013/879 Esas ve 2013/356 Karar sayılı ek kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 29/11/2016 tarih ve 94660652-105-34-8045-2016-Kyb sayılı Kanun Yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 13/12/2016 tarih ve 2016/395008 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi:
MEZKUR İHBARNAMEDE:
Dosya kapsamına göre,
1-Küçükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/11/2013 tarihli ve 2013/879 esas, 2013/356 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede,
05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un geçici 2/2. maddesinde “Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisi…hakkında hırsızlık suçundan dolayı kovuşturma yapılan veya kesinleşmiş olup olmadığına bakılmaksızın hakkında hüküm verilen kişinin, bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde, zararı tamamen tazmin etmesi hâlinde, hakkında cezaya hükmolunmaz, verilen ceza tüm sonuçlarıyla ortadan kalkar.” şeklinde yer alan düzenleme nazara alınarak, benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 20/01/2015 tarih, 2014/33699 Esas ve 2015/205 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığa bilirkişi tarafından normal tarifeye göre hesaplanacak olan cezasız kaçak kullanım bedelini ödeyerek şikayetçi kurumun zararını gidermesi halinde 6352 sayılı Kanun’un geçici 2/2. maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine dair bildirimde bulunularak sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, belirtilen şekilde bildirimde bulunularak makul bir süre verilmeden yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde,
2-Küçükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/07/2014 tarih, 2013/879 Esas ve 2013/356 Karar sayılı ek kararı yönünden yapılan incelemede,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 23/3. maddesindeki “Yargılamanın yenilenmesi hâlinde önceki yargılamada görev yapan hâkim aynı işte görev alamaz” şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun’un 318/1. maddesindeki “Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, ilk kararı veren heyetin olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşünün ilk hükümle belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında ya da bu aşamaya götürecek talebin kabule değer olup olmadığına dair vereceği kararda önceki kanaat ve görüşünün etkisi altında kalabileceği, bu sebeple adil yargılama hakkının bir uzantısı olarak
olaya tamamen yabancı, farklı bir heyetin yargılamanın yenilenmesi talebini incelemesi gerektiği hususu gözetilmeden daha önceki yargılamada görev alan hakim…r’ın (…) katılımı ile yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olmadığına karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararların bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden;
1-Küçükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.11.2013 tarih, 2013/879 Esas ve 2013/356 Karar sayılı Kararının CMK’nın 309/3. maddesi gereğince BOZULMASINA,
2-Küçükçekmece 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.07.2014 tarih, 2013/879 Esas ve 2013/356 Karar sayılı Ek Kararının CMK’nın 309/3. maddesi gereğince BOZULMASINA,
CMK 309/4. maddesi gereğince müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yapılmasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.03.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Yargılamanın yenilenmesiyle ilgili CMK’nın 318/1-3, 321/1-2 ve 23/3. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; öncelikle CMK 318/1. maddesi ”Yargılamanın yenilenmesi istemi hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir.”, 3.fıkrasında ise; ”Yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup olmadığına dair olan karar, duruşma yapılmaksızın verilir.” hükmünden sonra CMK 321/1-2. maddesinde; ”Yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürülen iddialar, yeterli derecede doğrulanmaz veya 31/1. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 3/4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendin de yazılı hallerde işin durumuna göre bunların önce verilmiş olan hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın yenilenmesi istemi esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddedilir. Aksi halde mahkeme, yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verir.
CMK 23/3. maddesi ise; ”yargılanmanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan hakim, aynı işte görev alamaz.” hükmünü içermektedir.
Görüldüğü üzere öncelikle yargılamanın yenilenmesi talebi hükmü veren mahkemeye sunulacak bu mahkeme ise istemin kabule değer olup olmadığına yani yargılamanın yenilenmesinin gerekli olup olmadığına karar verecek, yenilenme talebini kabul ederse, artık dosyayla ilgili herhangi bir karar vermeden işten el çekecek ve yeni bir hakim yargılamanın yenilenmesi aşamasından sonra dosyayı sonlandıracak. Ret halinde ise bu karar itiraza tabi olacak (CMK 321/3) itiraz üzerine yenileme kararı verilirse yine aynı hakim işlemlere bakamayacak. İşlemin başında yeni bir hakim görevlendirilecek olsaydı yasa CMK 318 ve 23. maddelerdeki ayırımı yapmazdı. 23/3. madde açıkça ”Yargılamanın yenilenmesi” halinde diyerek öncelikle bir yargılamanın yenilenmesi kararını aramakta, bu kararı kimin vereceği de 318. maddesinde de açıkça belirtilmiştir.
Önceki CMUK’ta bulunmayan bu durum ortaya çıktığından hakimin hemen işten el çekmesi gerektiği çünkü; ilk kararı veren hakimin olayla ilgili kanaatinin oluştuğu düşüncesi ileri sürülse de bu durum yenilenme işleminden sonrası için geçerlidir. Aksi takdirde dosyayı hiç
bilmeyen bir hakimin ret kararı vererek dosyanın esasına girmeden dosyadan kurtulması gibi bir olumsuzlukta ortaya çıkabileceği gibi; kendi dosyası olan evraklardaki eksikliği ve ileri sürülen hususları ilk bakışta daha iyi değerlendirebilecek ve kısa bir sürede dosyayla ilgili gecikmesinde sakınca bulunan kararları da verebilecek durumdaki hakimin işlem yapamaması nedeniyle bir çok sakıncalı durumda ortaya çıkabilmektedir. Uygulama da sıklıkla karşılaştığımız yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunan sanıkların olayın gerçek sanığı olmayıp sahte isimle mahkum olan kişilerin tutuklandıkları ve yargılamanın yenilenmesi talebi üzerine, mahkemenin işten el çekerek hiç bir işlem yapmadan üst merciden yeni hakim görevlendirmesi için müzekkere yazdığı, üst merciinde yeni hakim görevlendirdiği dosyanın daha sonra bu hakime yönlendirildiği, bu işlemlerin bazen büyükşehirlerde 1 ay gibi süreleri bulduğu bu sürede ise suç işlemediği açık olan kişilerin haksız yere cezaevlerinde kaldığı ve mağduriyetlere sebebiyet verildiği görülmektedir. Yasanın hükümleri doğru yorumlandığında ise bu tür sakıncalı durumların ortaya çıkmayacağı açıktır. Mahkemenin verdiği ret kararına karşı itiraz yolu açık olduğundan 2 no’lu bozma kararına katılmıyorum.