YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3053
KARAR NO : 2017/10783
KARAR TARİHİ : 02.10.2017
MAHKEME KARARI : Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
SUÇLAR : Hırsızlık-konut dokunulmazlığının ihlali
Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından yapılan yargılama sonucunda; sanık … hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-d, 143, 62, 53 maddeleri gereğince 2 yıl 2 ay 20 gün hapis, aynı Yasanın 116/4, 62,53. maddeleri gereğince 10 ay hapis, suça sürüklenen çocuk … 5237 sayılı TCK’nın 142/1-d, 143, 31/3, 62. maddeleri gereğince 1 yıl 1 ay 10 gün hapis ile cezalandırılmasına ilişkin Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesi 25.06.2008 tarih, 2004/67 Esas ve 2008/526 Karar sayılı kararının sanık … müdafi ile suça sürüklenen çocuk … ve müdafinin temyizi üzerine;
Dairemizin 25.01.2016 tarih, 2015/16437 Esas ve 2016/762 sayılı kararıyla;
“Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1-Suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesi neticesinde;
Hüküm kısmına TCK’nın 142/1-b yerine 142/1-d yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak görülmüştür.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre, suça sürüklenen çocuk … ve müdafiinin temyiz nedeni yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesi neticesinde;
Hüküm kısmına TCK’nın 142/1-b yerine 142/1-d yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak görülmüştür.
Sanığın suçu birden fazla kişiyle birlikte işlemiş olmasına göre, hakkında TCK’nın 119/1-c maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
A-T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
B-Sanık hakkında yargılama gideri olarak hesaplanan 6,00 TL’nin, CMK’nın 324/4. maddesine 6352 sayılı Kanun’un 100. maddesiyle eklenen değişiklik gözetilerek, terkin edilecek miktar olan 20,00 TL’nin altında kaldığının anlaşılması karşısında, hazineye yükletilmesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz nedeni bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olmasından kaynaklanan zorunluluk nedeniyle; “TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin olan tüm kısımların” hükümden çıkartılması ile yerine “TCK’nın 53. maddesinin Anayasa Mahkemesi’nin 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı da gözetilmek suretiyle uygulanmasına” cümlesi eklenmek suretiyle ve hüküm fıkrasından yargılama giderlerinin sanıktan alınmasına ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine ”hazine üzerinde bırakılmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,” karar verilmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 22.06.2017 tarih ve 2017/35652 sayılı yazısı ile;
ANLATIM VE TALEP:
Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.06.2008 gün, 2004/67 Esas – 2008/526 Karar sayılı kararı ile 01/12/2003 tarihinde işlenen suçlar nedeniyle;
1-Suça sürüklenen çocuk …’in hırsızlık suçundan TCK’nın 142/1-d (142/1-b olması gerekirken sehven 142/1-d yazılmıştır), 143, 31, 62. maddeleri gereğince 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
2-Sanık …’ın ise;
a)Hırsızlık suçundan TCK’nın 142/1-d (142/1-b olması gerekirken sehven 142/1-d yazılmıştır), 143, 62. maddeleri gereğince 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası,
b)Konut dokunulmazlığın bozma suçundan; TCK’nın 116/4, 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
Hükümlerin suça sürüklenen çocuk ve müdafi ile sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Yüksek Yargıtay 17. Ceza Dairesi’nin 25/01/2016 gün, 2015/16437 Esas ve 2016/762 Karar sayılı ilamı ile suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün onanmasına, sanık hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarından kurulan hükümlerin ise yargılama giderleri ve TCK’nın 53. maddesi yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Başsavcılığımıza intikal eden ilam üzerine yapılan inceleme sonucunda, suça sürüklenen çocuğun hırsızlık suçuna ilişkin onama kararı ile sanığın hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarına ilişkin düzeltilerek onama kararına açıklanacak gerekçelerle hükümlerin bozulması talebiyle sanık ve suça sürüklenen çocuk lehine olarak itiraz etme zorunluluğu doğmuştur.
İTİRAZ NEDENLERİ:
Her ne kadar, iddianamede ve gerekçeli kararda, suçun gece sayılan saat 04.00’te işlendiği belirtilerek, hırsızlık suçundan TCK’nın 143. maddesi, konut dokunulmazlığını bozma suçundan ise TCK’nın 116/1 maddesi yerine 116/4 maddesi uygulanmış ise de; müştekinin müracaatı üzerine saat 20.00’de düzenlenen 01/12/2003 tarihli “evden hırsızlık müracaat görgü ve tespit tutanağına” göre, suçun 01/12/2003 günü 11.30-19.30 saatleri arasında gerçekleştiği, ancak suça sürüklenen çocuk ile sanıkların 02/12/2003 günü saat 04.00’te başka bir suç nedeniyle yakalandıkları ve yakalandıkları yerde müştekiye ait evin asma kilidinin bulunması nedeniyle haklarında kamu davası açıldığı, suça sürüklenen çocuk ve sanığın atılı suçu kabul etmedikleri gibi suçun işlendiği saat konusunda dosyada başka bir bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle suça sürüklenen çocuk ve sanık lehine hareket edilerek gündüz vakti işlendiğinin kabul edilmesi gerekir.
Bu şekilde gerçekleşen eylemin 765 sayılı TCK’nın 493/1-son maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu, ancak zamanaşımı yönünden lehe olan 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesinde düzenlenen hırsızlık ve 116/1, 119/1-c maddelerinde düzenlenen konut dokunulmazlığını bozma suçlarını oluşturduğu (mala zarar verme suçundan ise TCK’nın 151/1 maddesi uyarınca kesin nitelikte adli para cezasına hükmedilmesi nedeniyle itiraz kapsamı dışında tutulmuştur) ve suça sürüklenen çocuk … yönünden hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e, 67/2, 67/4. maddeleri uyarınca öngörülen 5 yıl 4 aylık asli ve 7 yıl 12 aylık kesintili zamanaşımı süresi ile sanık … yönünden, hırsızlık ve konut dokunlmazlığını bozma suçlarından 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e, 67/4. maddeleri uyarınca öngörülen 8 yıllık aslı ve 12 yıllık kesintili zamanaşımı süresinin suçun işlendiği 01/12/2003 tarihinden Yüksek Dairenin inceleme yaptığı 25/01/2016 tarihine kadar geçmesi nedeniyle kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde onanmasına/düzeltilerek onanmasına karar verilmesi isabetli olmadığından, itiraz yoluna başvurulması zorunlu görülmüştür.
SONUÇ VE İSTEM:
Açıklanan gerekçelerle;
“Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6352 sayılı Yasa’nın 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesine eklenen 2. fıkra uyarınca, İTİRAZIN KABULÜ ile Yüksek Dairenizin 25/01/2016 gün ve 2015/16437 Esas, 2016/762 Karar sayılı ilamının, suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık, sanık … hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçları yönünden kaldırılarak, hükümlerin CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASI, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, aynı Yasanın 322. maddesine göre, kamu davasının DÜŞÜRÜLMESİ,
İtirazın kabul edilmemesi halinde ise, 6352 sayılı Yasa’nın 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesine eklenen 3. fıkrası uyarınca, dosyanın itirazın incelenmesi için Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE karar verilmesi; itirazen arz ve talep olunur.” şeklinde istemde bulunulması üzerine dosya dairemize gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü;
İTİRAZIN KAPSAMI;
Sanık … ile suça sürüklenen çocuk …’in müştekiye yönelik gerçekleştirdikleri eylemin gece vakti kabul edilen zaman diliminde gerçekleşmediği ve buna bağlı olarak zamanaşımı süresinin dolduğu belirtilerek Dairemizin onama ve düzeltilerek onama kararının kaldırılması talep edilmiştir.
KARAR;
Müştekinin müracaatı üzerine saat 20.00’de düzenlenen 01/12/2003 tarihli “evden hırsızlık müracaat görgü ve tespit tutanağına” göre, suçun 01/12/2003 günü 11.30-19.30 saatleri arasında gerçekleştiği, ancak suça sürüklenen çocuk ile sanıkların 02/12/2003 günü saat 04.00’te başka bir suç nedeniyle yakalandıkları ve yakalandıkları yerde müştekiye ait evin asma kilidinin bulunması nedeniyle haklarında kamu davası açıldığı, suç tarihinde güneşin 06:29’da doğduğu, gece vaktinin 05:29’da bittiği, güneşin 16:26’da battığı gece vaktinin ise 17:29’da başladığı, suça sürüklenen çocuk ve sanığın atılı suçu kabul etmedikleri gibi suçun işlendiği saat konusunda dosyada başka bir bilgi ve belge bulunmaması nedeniyle suça sürüklenen çocuk ve sanık lehine hareket edilerek eylemin gündüz vakti işlendiğinin kabul edilmesi gerekir. Eylemin gündüz vakti işlendiğinin kabul edilmesi halinde de zamanaşımı süresi bakımından 5237 sayılı TCK’nın daha lehe olduğu ve zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmıştır.
Bu nedenle hükümlerin zamanaşımı süresinin dolmasından dolayı düşmesine karar verilmesi gerektiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.06.2017 tarih ve 2017/35652 sayılı itiraz istemi yerinde görülmüş olduğundan İTİRAZIN KABULÜNE, 17. Ceza Dairesi’nin 25/01/2016 gün, 2015/16437 Esas ve 2016/762 Karar sayılı ilamı sanık …’in hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan düzeltilerek onama ile suça sürüklenen çocuk …’in hırsızlık suçundan kurulan onama kararının KALDIRILMASINA,
1-Sanık …’in eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 116/1, 119/1-c maddelerindeki suçların gerektirdiği cezanın türü ve yukarı sınırlarına göre, aynı Yasa’nın 66/1-e, 66/2, 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık dava zamanaşımının, suç tarihi olan 01.12.2003 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
2-Suça sürüklenen çocuk …’in eylemine uyan ve 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 31/3. maddelerindeki suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Yasa’nın 66/1-e, 66/2 ve 67/4. maddelerinde öngörülen 7 yıl 12 aylık zamanaşımının suç tarihi olan 01.12.2003 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ile suça sürüklenen çocuk … ve müdafiinin temyiz nedeni bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 02.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.