Yargıtay Kararı 17. Ceza Dairesi 2017/3163 E. 2017/11381 K. 09.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3163
KARAR NO : 2017/11381
KARAR TARİHİ : 09.10.2017

Nitelikli hırsızlık suçundan suça sürüklenen çocuk …’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-a, 31/3 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 51/1. maddesi gereğince ertelenmesine dair Çaykara Asliye Ceza Mahkemesi’nin 19/02/2013 tarih, 2012/87 Esas ve 2013/34 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 10/07/2017 tarih ve 94660652-105-61-4950-2017-Kyb sayılı Kanun Yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 18/07/2017 tarih ve 43547 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderilmekle incelendi:
MEZKUR İHBARNAMEDE:
1-Her ne kadar sanık hakkında suç tarihinde diğer sanıklar …, … ve … ile birlikte …Köyü …’rında bulunan Türk …’a ait telefon kablolarını çaldığından bahisle mahkumiyetine karar verilmiş ise de; sanığın tüm aşamalardaki savunmasında, olay tarihinde diğer sanıklarla birlikte olmadığını beyan etmesi, diğer sanıkların talimat ile alınan savunmalarında, olay günü …’nun yanlarında olmadığını beyan etmeleri ve soruşturma ve kovuşturma aşamasında ifadelerine başvurulan tanıkların da olay yerinde üç kişi olduğunu beyan etmeleri karşısında, sanığın savunmasının diğer sanıkların savunmaları ve tanık beyanları ile doğrulandığı gözetilmeden, suç tarihinde olay yerinde olmadığı anlaşılan sanık hakkında yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması sebebiyle beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde,
2-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/2. maddesindeki “Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında suç tarihinde 18 yaşını ikmal etmemiş olan suça sürüklenen çocuğa baro tarafından zorunlu müdafii atanmasının istenmesi gerekirken, sanığın sorgusunun müdafii olmaksızın yapılıp savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle karar verilmesinde, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararların bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Suça sürüklenen çocuk …’nun kovuşturma aşamasında ifadesinin alındığı 15/11/2012 tarihinde 18 yaşından büyük olduğu anlaşıldığından CMK’nın 150/2. maddesi gereğince müdafii tayin edilmeden sorgusunun yapılması nedeniyle bozma talebinin Yargıtay C.G.K’nın 2013/690 Esas ve 2014/199 Karar sayılı ilamı gözönüne alınarak REDDİNE,
2-Her ne kadar suça sürüklenen çocuk … hakkında diğer suça sürüklenen çocuklar ile Türk …’a ait telefon kablolarını çaldıklarından bahisle mahkumiyetine karar verilmiş ise de; suça sürüklenen çocuk tüm aşamalarda suça iştirak etmediğini, beyan etmesi diğer suça sürüklenen çocuklar …, … ve …’un da …’nun yanlarında olmadığını söylemeleri ve tanıklarında olay yerinde 3 kişi gördüklerini açıkça beyan etmeleri karşısında suça sürüklenen çocuğun savunmasının diğer suça sürüklenen çocuklar ve tanık beyanları ile doğrulandığından sabit olmayan suçtan dolayı suça sürüklenen çocuk …’nun beraatı yerine, mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle CMK’nın 309. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 309/4-d maddesi gereğince suça sürüklenen çocuk …’nun üzerine atılı hırsızlık suçunun sabit olmaması nedeniyle CMK 223/2-b maddesi gereğince BERAATİNE,
Suça sürüklenen çocuk … hakkında yapılan yargılama giderinin hazine üzerinde bırakılmasına hükmün diğer kısımlarının aynen korunmasına 09.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.