Yargıtay Kararı 17. Ceza Dairesi 2019/1899 E. 2019/13337 K. 30.10.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/1899
KARAR NO : 2019/13337
KARAR TARİHİ : 30.10.2019

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, 6136 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel mahkemece sanık … hakkında hırsızlık ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçları ile sanıklar … ve … hakkında hırsızlık suçundan verilen hükümler temyiz edilmekle, başvuruların süresi ve kararların niteliği ile suçların tarihine göre dosya görüşüldü;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre; hırsızlık suçunun sanık … tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanık …’ın aracı ile diğer sanıkları olay yerine bıraktığı sabit ise de diğer sanıkların sanık …’ın kendilerinin hırsızlık yapacağını bilmediğini beyan ettikleri, sanığın da tüm aşamalarda hırsızlık suçuna ilişkin bilgisinin olmadığını beyan ettiğinin anlaşılması karşısında,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/03/2015 tarih 2014/10-613 Esas 2015/35 Karar sayılı kararında yer alan “Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; “suçsuzluk” ya da “masumiyet karinesi” olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır.
Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir.” şeklindeki ifadelerde de belirtildiği üzere şüphe sanığın lehine yorumlanarak atılı hırsızlık suçundan dolayı sanık …’nın beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesi,
2- Sanık …’ın suça konu araba tekerleklerini henüz hakimiyet alanına geçiremeden yakalandığı ve atılı hırsızlık suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nun 35/2 maddesinin uygulanması gerekirken göz ardı edilmesi sonucu sanık … hakkında yazılı şekilde fazla ceza tayini,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/04/2018 tarih 2014/851 Esas – 2018/144 Karar sayılı kararında, aynı yargı çevresindeki Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15/11/2018 tarih 2018/339 Esas – 2018/536 Karar sayılı kararında farklı yargı çevresindeki Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunan, asıl mahkemesince yapılan sorgusu sırasında duruşmalardan bağışık tutulma isteğinde bulunmayan sanığın hükmün açıklandığı son duruşmada hazır bulundurulmayıp yokluğunda yargılama yapılarak karar verilmesinin savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğunun belirtildiği, UYAP’ta yer alan bilgilere göre hükmün açıklandığı duruşmanın yapıldığı 03/04/2015 tarihinde başka bir suçtan dolayı … Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü bulunan ve duruşmalardan bağışık tutulma talebi bulunmayan sanık …’in duruşmaya getirilmesi ya da SEGBİS aracılığıyla bağlanılması suretiyle duruşmaya katılımının sağlanması gerekirken yokluğunda mahkumiyetine karar verilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … ile o yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz talepleri bu bakımdan yerinde görüldüğünden, sanık … açısından diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 30/10/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.