YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/7250
KARAR NO : 2020/300
KARAR TARİHİ : 09.01.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece sanık hakkında hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suçların tarihine göre dosya görüşüldü:
I) Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Anayasa Mahkemesinin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının da kapsam ve içerik itibarıyla infaz aşamasında mahallinde gözetilebileceğinden, bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya kapsamına göre, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre, sanık …’ın temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
II) Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Dosya kapsamına göre, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/13-360 Esas ve 2016/421 Karar sayılı kararında “Suç nedeniyle meydana gelen zararın bir kısmının soruşturma evresinde, geri kalan kısmının ise kovuşturma evresinde giderilmesi halinde, suçun mağdurunun, farklı evrelerde gerçekleşen iade nedeniyle ceza indirimine muvafakat göstermesi üzerine, pişmanlık iradesinin ilk olarak soruşturma aşamasında tezahür ettiği de dikkate alınarak, TCK’nun 168/1. maddesi uyarınca ceza indirimine gidileceği; mağdurun muvafakatının bulunmadığı hallerde ise zararın tamamen giderildiği aşama olarak, kovuşturma aşamasında gerçekleşen iade nedeniyle aynı Kanun’un 168/2. maddesinin tatbik edileceğinde bir tereddüt bulunmamaktadır.” şeklindeki kabulü doğrultusunda; sanık …’ın, yakalanmasından sonra suça konu eşyalardan biri olan kol saatinin yerini söyleyerek kolluk görevlilerine rızasıyla teslim etmesi ve geriye kalan zararın da duruşmada sanıklar tarafından giderilmesi karşısında müştekiden, kısmi iade sebebiyle sanık hakkında ceza indirimine rıza gösterip göstermediği sorulup rıza göstermesi halinde sanık hakkında TCK’nun 168/1. maddesinin uygulanması gerekliliğinin gözetilmemesi; şayet ceza indirimine rıza göstermemesi durumunda zararın tamamen kovuşturma aşamasında giderilmesi sebebiyle sanık hakkında TCK’nun 168/2. maddesinin uygulanması gerekliliğinin gözetilmemesi suretiyle fazla ceza tayini,
Kabule göre de;
2-Anayasa Mahkemesinin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nun 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının da kapsam ve içerik itibarıyla değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 09.01.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.