YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/3052
KARAR NO : 2006/4790
KARAR TARİHİ : 29.05.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm davalı Hazine tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Kadastro sırasında 8 ve 9 parsel sayılı 305000 ve 45000 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı … ve … tarafından Köyişleri Bakanlığı ve Hazine aleyhine açılan tapu iptal tescil davası görevsizlikle kadastro mahkemesine devredilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne ve dava konusu parsellerin davacı … mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmazlar asliye mahkemesinde dava konusu edildiğinden söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Davacılar asliye mahkemesinde hazineyi hasım göstermek suretiyle açtıkları davada taşınmazın miras bırakanlarından kaldığını tapulu yerleri olması yanında aynı zamanda zilyet bulunduklarını ileri sürerek hazine tapusunun iptalini ve adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Hazine adına kayıtlı bulunan vede 4753 ve 5618 sayılı yasa hükümlerince oluşturulan Aralık 1962 tarih 442 ve Mart 1965 tarih 6 sıra nolu tapu kayıtlarının taşınmazlara uygunluğu keşfen saptandığı gibi bu yön uyuşmazlık konusuda değildir. Dava dilekçesindeki ileri sürülüşe, savunmaya ve aşamalardaki yazılı ve sözlü açıklamalara göre uyuşmazlık, taşınmazın davacıların dayandığı tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı, kaydın uyması halinde 3402 sayılı K.Y.nın 46/1 ve 14. maddesi koşullarının davacılar yararına oluşup oluşmadığı yönlerinde toplanmaktadır. Dava dilekçesinde bildirilen tapu kaydı getirtilip yerine uygulanmamış, nedenlerinin karar yerinde gerekçesi gösterilmemiştir. Kayıtlar sahibi lehine olduğu kadar aleyhinede delil teşkil edeceği cihetle uygulanmaları ve kapsamlarının belirlenmesi zorunludur. Yerinde iki kez keşif icra edilmiştir, birinci keşifte yerel bilirkişi davacıların zilyetliğinin toprak tevzi çalışmasına kadar 20 yılı geçtiğini bildirmişler, ikinci keşifte üç tane belirtmelik bilirkişisinin tanık sıfatıyla bilgisine başvurulmuş, ifadelerinde taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalma bir yer olmadığını söylemekle yetinip, öncesinin ne olduğu davacıların ve miras bırakanlarının zilyetliklerinin başlangıç tarihi ve süresi ve sürdürülüş biçimi yönünde bir açıklamada bulunmamışlar, üçüncü kez yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi taşınmazın 20 yılı aşkın süreyle 1980 yılında ölen …’ın zilyetliğinde olduğunu ve onada babasından kaldığını beyan etmiştir. Hazine tapusunun oluşturulduğu 1962 yılı esas alındığında hem yerel bilirkişinin ve hemde tanığın zilyetliğin başlangıç tarihi ve süresiyle ilgili olarak yeterli bilgiye sahip olduğu söylenemez. Diğer taraftan krokisinden de izlendiği üzere taşınmaz meraya sınır teşkil etmesine karşın yöntemine uygun mera araştırmasıda yapılmamıştır.
Eksik inceleme ile hükmü verilemez. O halde, dava dilekçesinde bahsedilen tapu kaydının tarih ve numarası davacılardan sorularak ilk tesisinden itibaren intikalleri ve olduğunda harita ve krokisiyle birlikte tapu sicil müdürlüğünden getirtilmeli, taraflardan taşınmazın meraya sınır teşkil etmeside gözetilerek taşınmazın bulunduğu vede komşu köylerden olmak üzere taşınmazı ve öncesini iyi bilen elverdiğince yaşlı tanık göstermeleri istenmeli, yerel bilirkişi temininde de aynı yöntem izlenmeli, dayanak tapu kaydının kadastro sırasında herhangi bir parsele yada parsellere revizyon görüp görmediği tapu sicil ve kadastro müdürlüğünden sorulup olduğunda tutanakları getirtilmeli, daha sonra taraflarca gösterilecek tanıklarla hayatta bulunmaları halinde belirtmelik bilirkişileri ve ikinci keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık huzurunda yerinde yeniden keşif yapılarak, dayanılan tapu kaydı yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla gereği gibi yerine uygulanıp taşınmaza uyup uymadığı kesin olarak saptanmalı, bilirkişilere kayıtta yazılı sınırlar arazi üzerinde göstertilip yerleri düzenlenecek krokiye işaret ettirilmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgisine başvurulmalı, bilirkişi ve tanıklardan ayrıca taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı, kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığı, değilse davacı …’ın ve …’in ve miras bırakanlarının zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, hazine tapusunun dayanağı belirtmelik tutanağının nerede olduğu araştırılıp temin edildiğinde taşınmazın hazine adına tapuya bağlanmasının nedenleri üzerinde durulmalı, komşu parseller hakkında verilip kesinleşen kararlar olduğunda kesinleşme şerhini içeren birer örneği getirtilip dosyaya konularak delillerin değerlendirilmesinde dikkate alınmalı, uyuşmazlığın 3402 sayılı K.Y.nın 30/2. maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekir bir nitelik taşıdığıda nazara alınarak lüzum görülecek deliller re’sen toplanmalı, dava ve tesbit tarihine nazaran kazandırıcı zamanaşımı yolu ile bir kişinin bir parça taşınmazda en fazla 100 dönüm taşınmaz edinebileceği göz önünde bulundurulmalı, fen bilirkişisine yapılan keşif ve uygulamaları yansıtır biçimde geniş kapsamları raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Davalı Hazinenin temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 29.5.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.