YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5831
KARAR NO : 2007/116
KARAR TARİHİ : 25.01.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki tesbite itiraz davası üzerine yapılan yargılama sonunda: Davanın reddine ilişkin verilen hüküm davacı Hazine vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Kadastro sırasında 14 parsel sayılı 14200 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz vergi kaydı, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … ve müşterekleri adlarına tesbit edilmiştir. Askı ilan süresi içinde davacı Hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu sebebine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin davalılar adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Kadastro sırasında taşınmaz vergi kaydına irsen intikale, taksim ve zilyetliğe dayalı olarak davalılar adına tesbit edilmiş, davacı Hazine taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır.Tesbit nedenine ileri sürülüşe ve savunmaya göre uyuşmazlık tesbitin dayanağı vergi kaydının taşınmaza uyup uymadığı ve bunun sonucu olarak taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı, değilse davalılar yararına taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönlerinde toplanmaktadır. Kadastro tesbiti 5602 sayılı yasanın yürürlükte bulunduğu 17.9.1954 tarihinde yapılmıştır. Hal böyle olunca davalı taraf yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığında söz edilen tarihin esas alınması gerekir. Bilgisine başvurulan yerel bilirkişi 1941 doğumlu olup tesbit tarihinde 13 yaşında bulunmaktadır. 13 yaşında olan bir kimsenin tesbit tarihi nazara alındığında davalılar ve miras bırakanlarının zilyetliklerin başlangıç tarihi süresi ve sürdürülüş biçimi ile ilgili olarak yeterli bilgiye sahip olduğu söylenemez. Ayrıca yerel bilirkişinin 1938 tarih 72 tahrir nolu vergi kaydının taşınmaza uymadığı yönündeki sözleride soyut içeriklidir. Kaydın güney sınırı yol okumakta olup eylemli durumda ve krokisinden de görüldüğü üzere taşınmazın güneyinde yol bulunmaktadır. Kaydın batı sınırı gali ve … okumakta olup bu yöndeki bitişik 15 nolu parselin … adına tesbit edildiği getirtilen tutanağın incelenmesinde anlaşılmaktadır. İzzet sınırı ile ilgili olarakta yeterli bir açıklama yapılmamıştır. Öte yandan tutanağın edinme yerinde davalıların zilyetliğinede değinilmesine karşın tek bir yerel bilirkişinin soyut içerikli sözleri ile yetinilmiş, tanık bilgisine başvurulmamış, tutanak bilirkişileri de dinlenilmemiştir.
Eksik inceleme ile hüküm verilemez, O halde, taşınmazın bulunduğu yer ve yöre ile ilgili olarak yetkili makamlarca verilmiş mer’a tahsis kararı ve kaydı olup olmadığı mercilerinden sorulmalı, taraflardan taşınmazı ve öncesini iyi bilen elverdiğince yaşlı tanıklar göstermeleri istenmeli, daha sonra gösterilecek tanıklarla tüm tesbit bilirkişileri eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak 1938 tarih 72 tahrir nolu vergi kaydının yaşlı ve yansız bilirkişi aracılığıyla yerine uygulaması yapılmalı, bilirkişice bilinmeyen sınırlar yönünden tanıkların bilgisine başvurulmalı, bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin mer’a yada devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı, değilse kimden kaldığı, davalıların ve miras bırakanlarının zilyet olmaları halinde zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, kayıtta geçen İzzet yerinin neresi olduğu yine tanıklardan ayrı ayrı sorulup açıklığa kavuşturulmalı, itirazlı oldukları anlaşılan 11 ve 13 nolu parsellerle ilgili dava dosyalarının sonuçlanmış iseler verilen kararların kesinleşme şerhi içeren birer örneği getirtilip dosyaya konulmalı ve değerlendirilmede nazara alınmalı, derdest iseler taraflarının eldeki davanın tarafları ile aynı olması halinde birisi hakkıda verilecek kararın diğerinin esasını etkilemesi kaçınılmaz olacağından birleştirilerek görülmesi gerektiği düşünülmeli, fen bilirkişisine yapılan uygulamayı ve kayıtlarda yazılı sınır yerlerini gösterir biçimde raporlu kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Davacı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA 25.1.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.