Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2007/2306 E. 2007/1886 K. 31.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2306
KARAR NO : 2007/1886
KARAR TARİHİ : 31.05.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptal davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davacı müvekkiline ait aracın davalı tarafından kullanıldığı sırada park halindeki araçlara kusurlu olarak çarpması neticesinde karşı araçlarda hasara neden olduğunu, müvekkilinin araç maliki sıfatıyla ilgili sigorta şirketleri tarafından talep edilen bedelleri bizzat ödediğini, davalıya rücu hakkı olduğu için icra takibi yaptıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, bu nedenle 6.624.00.YTL’lık icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve dosya kapsamına göre davanın kabulüne toplam 6.624.00.YTL olan takibe itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 44. maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre zarara uğrayan zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim, tazminat miktarını hafifletebilir. Davaya konu olan olayda davalının halası olan davacı …’nin davalı …’a alkollü olduğunu bile bile aracını alması ve kullanması için ısrar ettiği; davalı tanıklarının beyanından anlaşılmaktadır. Davalının sarhoş olduğunu bildiği halde aracını kullanması için ısrar eden davacı zararı doğuran eyleme zimni surette de olsa razı olmuştur. Gerçekten de mevcut hal ve şartlar altında tahlikeli olduğu önceden belirli olan alkollü araç kullanımına davacı … göstermiş; hatta kendi kızını da götürmesini isteyerek doğru olmayan bir haraket tarzı benimsemiştir. Davacının bu haraket tarzı müterafik kusur teşkil eder. Her ne kadar mahkemece davalının süresinde cevap vermediği ve delillerini bildirmediğinden tanık beyanlarına itibar edilmemişse de cevap süresi içinde cevap layihası vermemiş olan davalı, davayı inkar etmiş sayılır. (HUMK.nun 201 ilk cümle.) süresinde cevap vermemiş olmak savunma hakkını yitirilmesine yol açarsa da, davacının delillerine karşı delil gösterme imkanını ortadan kaldırmaz. Davalı, davacının dava dilekçesinde bildirilen vakaların doğru olmadığını yeni vakalar ileri sürmeden savunmanın genişletilmesi yasağına uyularak ve inkar sınırları içinde karşı delillerini gösterebilir. Temyize konu olayda da davalı bu sınırlar içerisinde tanıklarını göstermiş; davalı tanıkları dinlenmiş ve davacının davalının alkollü olduğunu bilerek aracını kullanması için ısrar ettiğini bildirmişlerdir.
Şu halde mahkemece BK 44. maddesinin birinci fıkrası gereğince tazminattan uygun bir miktar indirdirme yapılması gerekir. Bu husus gözetilmiyerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
2-Davacı, davalının yaptığı haksız eylem sonucu araç işleteni olarak sigorta şirketlerine ödediği parayı rücuen istemektedir. İstek müteselsil sorumluluk nedeniyle ödenen paranın rücuen tahsiline ilişkin olup; BK 50.maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi gereği “hakim müteselsil borçluların birbiri aleyhinde rücu hakları olup olmadığını takdir ve icabında bu rücuun kapsamını tayin eder.”
Davalının park halinde çarpıp hasar verdiği araçları sigorta eden sigorta şirketleri -… Sigorta A.Ş ve… Sigorta A.Ş, sigortalılarına ödedikleri miktarı davacı işletenden istemiş,davacı da sigorta şirketlerine talep ettikleri miktarları ödeyerek zarara sebebiyet veren davalı sürücüye rücu etmiştir. Rücuun kapsamını tayin ederken zararın gerçek miktarının araştırılması gerekir. -… Sigorta şirketine kasko sigortalı …plakalı araç ile… Sigorta A.Ş’ye kasko sigortalı … plakalı araçların gerçek zararları ekspertiz raporlarından yararlanılarak uzman bilirkişi eliyle tesbit edilmelidir. Mahkemece, sigorta şirketlerince sigortalılarına ödenip davacıdan talep edilen ve ödenen miktarlar denetlenmeden aynen hükmedilmiştir. O nedenle mahkemenin rücuun kapsamının belirlenmesinde eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 ve 2 nolu bentde gösterilen nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 31.5.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.