Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2008/2849 E. 2009/87 K. 20.01.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2849
KARAR NO : 2009/87
KARAR TARİHİ : 20.01.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki taraflar vekillerince istenilmiş, davalı, … vekilince duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 20.1.2009 salı günü davacılar …, . vekili gelmedi. Davalı … vekili Av. … ile davalı … vekili Av. … …. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalılar Avukatları dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili dava dilekçesiyle, davalılardan …’nın müvekkillerine olan borcu nedeniyle yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını; ancak, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kendisine ait taşınmazları düşük bir bedelle aynı gün ve aynı kişiye sattığını öne sürerek, yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalılardan …, satışın gerçek olduğunu kötü niyetinin bulunmadığını; diğer davalı … , birikimlerini değerlendirmek amacıyla ve emlakçı vasıtası ile taşınmazları satın aldığını, kötü niyetli olmadığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davaya konu edilen taşınmazlardan 1237 nolu parselin borcun doğumundan önce satıldığı gerekçesiyle bu parsele ilişkin davanın reddine, diğer parsellerle ilgili davanın taşınmazların gerçek değerleri ile tapudaki satış bedelleri arasında fahiş fark bulunması ve satışlarda kötü niyet bulunması nedeniyle kabulü ile icra takip dosyasındaki alacak ve eklentileri ile sınırlı olarak yapılan tasarrufların iptaline karar verilmiş; hüküm, davacılar ile davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tasarrufa konu 68, 556 ve 4025 nolu parsellerin tapuda gösterilen satış bedelleri ile bilirkişiler tarafından belirlenen gerçek değerleri arasında bir mislinden fazla fark bulunmasına, İİK’nun 278/2. fıkrasında aktin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitlerin bağışlama hükmünde sayılacağının ve iptale tabi olduğunun öngörülmesine, devamlılık arz eden yargısal uygulamalara, taşınmazın tapudaki satış değeri ile gerçek değeri arasında bir misli ve daha fazla farkın fahiş olarak kabulü gerekmesine, söz konusu maddenin uygulandığı hallerde 3.kişinin iyi niyetli yada borçlunun alacaklısından mal kaçırmak kastıyla hareket ettiği konusunu bilip bilmemesinin önem arzetmemesine , aciz vesikasının davacı tarafından dosyaya ibraz edilmesine ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre, davalılar … ve Melik … Kılıç’ın temyiz itirazlarının reddine
2) Davacıların temyiz itirazlarına gelince; mahkemece dava konusu edilen Sapanca ilçesi, 1237 sayılı parselin satışının borcun doğumundan önce olması nedeniyle bu parsele yönelik davanın reddine karar verilmişse de verilen karar dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Dava, İİK.nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Aynı yasanın 282. maddesi uyarınca iptal davalarının borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılması gerekir. Bunlardan başka kötü niyet sahibi üçüncü şahıslar aleyhine de iptal davası açılabilir.Somut olayda davaya konu edilen 1237 sayılı parselin dosya arasında bulunan tapu kaydına göre, borçlu davalı … tarafın 21.02.2003 tarihinde … …’a, … tarafından …’ya, … tarafından da … …’a satılmıştır. Oysa davacılar tarafından sadece …’ya dava yöneltilmiş olup, taşınmazı sonradan devralan diğer kişiler davaya dahil edilmemiştir. Bu nedenle borçlu … ile ondan satın alan … … arasında zorunlu dava arkadaşlığı olması nedeniyle, dava dilekçesinin kendisine tebliğ edilmesi, gerektiğinde … ve … …’a da dava dilekçesinin tebliği ile taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra davanın esasına girilip hüküm kurulması gerekirken, bu yönler göz ardı edilerek taraf teşkil edilmeden, yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Ayrıca, davanın dayanağını oluşturan alacağın, tazminat davası nedeni ile oluştuğu ve tazminat davasının da 24.07.2001 tarihinde açıldığı göz önünde bulundurulduğunda, borç tasarruf tarihinden önce doğmuş olduğu halde, borcun doğum tarihinin tasarruftan sonra olduğunun kabulü de doğru bulunmamıştır.
SONUÇ:Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının reddi ile aleyhlerindeki hükmün ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile 1237 nolu parsele ilişkin hükmün BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil edilmeyen davacılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ve aşağıda dökümü yazılı 3.115.80 TL kalan onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 20.1.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.