Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2008/3739 E. 2009/1268 K. 10.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3739
KARAR NO : 2009/1268
KARAR TARİHİ : 10.03.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : 1) …
2) …

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davalı … vekilince istenilmiş, olmakla duruşma için tayin edilen 10.3.2009 salı günü davacı … vekili avukat ………… ve davalı … vekili avukat … geldiler. Davalı … tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı ve davalı … vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili davalılardan …’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kendisine ait taşınmazı diğer davalı …’a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılardan … taşınmazı 65.000.00 YTL.ye satın aldığını, bunun toplam 25.000.00 YTL’lik kısmını eşinin bankadaki hesabından çekerek elden borçlu davalıya verdiğini, 22.000.00 YTL’lik kısmını ise banka havalesi yolu ile ödediğini savunarak davanın reddini istemiş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre davanın kabulü ile dava konusu tasarrufun icra takip dosyalarındaki alacak miktarları ile sınırlı olarak iptaline karar verilmiş; hüküm, davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nun 277 ve takip eden maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İİK’nun 278/2. fıkrasında aktin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitlerin bağışlama hükmünde sayılacağı ve iptale tabi olduğu açıkça vurgulanmıştır. Devamlılık arz eden yargısal uygulamalarla taşınmazın tapudaki satış değeri ile gerçek değeri arasında bir misli ve daha fazla farkın bulunduğu hallerde fahiş farkın varlığı kabul edilmiştir. Söz konusu

maddenin uygulandığı hallerde 3. kişinin iyi niyetli ya da borçlunun alacaklısından mal kaçırmak kastıyla hareket ettiği konusunu bilip, bilmemesi önem arzetmemektedir. Somut olayda dava konusu edilen taşınmazın tapuda gösterilen satış bedeli 11.000.00 YTL. olup bilirkişiler tarafından tasarruf tarihindeki gerçek değerinin ise 65.000.00 YTL. olduğu bildirilmiştir. Öte yandan 3. kişi olan davalı … taşınmazı davalıdan 65.000.00 YTL.ye satın aldığını ve 22.000.00 YTL. bedeli eşinin bankadaki hesabından çekilerek borçlu davalının hesabına banka havalesi ile gönderildiğini bildirmiştir. Dosyadaki …’na ait dekontta davalı …’ın eşi … tarafından 22.000.00 YTL’nin borçlu davalı …’a satışın yapıldığı 27.05.2007 tarihinde gönderilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı … tarafından borçlu davalı …’a tapuda ödenen miktarla birlikte 33.000.00 YTL ödemede bulunulduğu kabul edilerek taşınmazın gerçek değeri ile arada fahiş fark bulunmadığı gibi davalılar arasında herhangi bir yakınlık ve akrabalığında bulunmadığı ve davalı …’ın kötü niyeti de kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Kabule göre de her bir icra takip dosyası için ayrı ayrı aciz belgesi ibraz edilmesi gerekir. Kesin aciz belgesi (İİK 143. mad.) veya geçici aciz belgesi yerine geçen haciz tutanağı (İİK 105. mad.) dava şartı olup mahkemece resen gözetilmesi gerekir. İptal davasına dayanak yapılan İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2006/8365 sayılı takip dosyasında kesin veya geçici aciz belgesinin bulunmadığı anlaşılmakla bu takip yönünde de iptal kararı verilmesi isabetli görülmemiştir.
Davalılardan …’ın yukarda açıklanan nedenlerle temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, 625.00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı … …’a verilmesine, 60.00 TL temyiz başvuru harcının davalı …’tan alınmasına, ve peşin alınan harcın isktek halinde temyiz eden …’a geri verilmesine 10.3.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.