YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5518
KARAR NO : 2009/883
KARAR TARİHİ : 24.02.2009
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 24.2.2008 Salı günü davacı … Mim. İnş. Tah. İş. Mah. San. Tic. Ltd. Şti. vekili avukat … ile davalı … Oyak Sigorta AŞ. vekili … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar Avukatları dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıya kasko sigortalı olan müvekkiline ait aracın tek taraflı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, hasarın tazmin edilmediğini ileri sürerek, aracın hurda değeri indirilince kalan 18.450.-YTL tazminatın, faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, sigortalı aracın sürücüsünün alkollü olmasından kaynaklandığını, rizikonun teminat dışında kaldığını ve istenen tazminatın, fahiş olduğunu savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kazanın alkolün etkisi ile meydana geldiği davalı tarafından ispat edilemediği için davanın kısmen kabulüne karar verildikten sonra, hükmün davalı vekili tarafından temyizi üzerine karar, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 1.3.2007 gün ve 2005/12316 – 2007/3821 sayılı ilamıyla, sürücüden alınan kan örneğinde 0,51 promil alkol olduğunun tespit edilmesi nedeniyle araç lastiğinin patladığı iddiasının ispatlanamadığı da gözönüne alınarak kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediği konusunda yeni bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan inceleme sonunda kazanın ve hasarın, sürücünün sadece alkolün etkisi altında bulunmasından meydana geldiği benimsenerek, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan hasar bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
Trafik kazası tespit tutanağında davacı aracının sürücüsü …in direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun solundaki beton bariyerlere çarpması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği belirtilmiş, ancak sürücünün alkol düzeyi konusunda herhangi bir tespit yapılmamıştır. Sürücünün 19.9.2003 günü saat 01:01’da …Sağlık Hastanesi’nde yapılan harici muayenesinde alkollü olduğu tespit edilmiş, ancak hastanede, kanda alkol düzeyi ölçümü yapılamadığı için sürücüden alınan kan örneği, 22.9.2003 tarihinde …Eylül Tıp Fakültesi Hastanesi’ne gönderilmiş ve kan örneğindeki alkol düzeyi 5,1 mg/dl=0,051 promil olarak bulunmuştur. Bu oran Adli Tıp Kurumu’nun 16.5.2005 tarihli raporunda da 0,051 promil olarak belirtilmiştir. Keza, bozma sonrası alınan 21.11.2007 tarihli bilirkişi kurulu raporunda da şahsın 22.9.2003 tarihinde 0,051 promil alkollü olup kaza anında 0,19 promil alkollü olduğu belirtilmiştir.
2918 sayılı KTK’nun 48.maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97.maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan “b-2” bendinde “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı” kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.5 maddesinde; taşıtın, uyuşturucu maddeler ve KTK uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların sigorta teminatının dışında kalacağı açıklanmıştır.
Bununla birlikte Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.5 maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48.maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2.fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 97.maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keşif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersizdir. Geersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281.maddesi uyarınca sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında, sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından mahkemece, nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda … bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi takdirde kabulüne karar verilmes i gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (Bkz. YHGK 23.10.2002 gün, 2005/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün, 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün, 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün, 2005/11-624-713).
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; sürücünün alkol aldığı kabul edilerek, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği, başka yan etkenlerin olup olmadığı konusunda, iki nörolog doktor ile kusur uzmanı bir bilirkişiden oluşturulacak … bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve 625.00.-TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine 24.2.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.