YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1076
KARAR NO : 2009/3251
KARAR TARİHİ : 18.05.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde, davacılar vekili ve davalı … Sigorta A.Ş vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın neden olduğu kaza sonucunda, müvekkillerinden …’in yaralandığını ileri sürerek, davacı baba Hamit için 10.000,00 YTL tedavi ve 5.000,00 YTL bakıcı gideri olmak üzere 15.000,00 YTL maddi tazminatın ve 15.000,00 YTL manevi tazminatın, davacı anne … için 15.000,00 YTL manevi tazminatın ve davacı … için 25.000,00 YTL manevi tazminatın davalılardan sigorta şirketi maddi tazminattan sorumlu olmak üzere müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … Sigorta A.Ş vekili, müvekkilinin kanıtlanan maddi tazminattan, sigortalının kusuru ile sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı …, davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili yargılamaya katılmış, dava ile ilgili beyanda bulunmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hükme esas alınan rapora göre, davacı ve davalı araç sürücüsünün eşit oranda kusurlu oldukları, manevi tazminatı ancak yaralanan davacı …’in talep edebileceği gerekçesi ile bilirkişi raporu hükme esas alınarak, maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, 3.877,14 YTL’nin davalılardan müteselsilen tahsiline, davacı … yönünden 4.000,00 YTL manevi tazminatın davalılar … ve …’dan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalı … Sigorta A.Ş vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. B.K’nun 53’üncü maddesi uyarınca hukuk hakimi ceza hakiminin tespit ettiği kusur oranları ile bağlı olayıp, maddi olgularla bağlıdır Mahkemece, kusur oranının belirlenmesi için her hangi bir araştırma yapılmaksızın, Yalova Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2007/6 Esas ve 2008/28 Karar sayılı henüz kesinleşmemiş ilamında belirlenen kusur oranına itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Oysa mahkemece, ceza mahkemesindeki olgular da değerlendirilmek suretiyle, İTÜ ya da Karayolları Genel Müdürlüğünde görevli trafik alanında uzman bilirkişi heyetinden alınacak rapor sonucuna göre kusur durumunun belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Kabule göre de, davacı ve
a)Davacı vekili, dava dilekçesinde, kazada yaralanan …’in bakım ihtiyacı içinde olduğunu ileri sürerek, bakıcı giderine karar verilmesini talep etmiş olup, B.K’nun 46. maddesinde, cismani zarara uğrayan kişinin tamamen ve kısmen çalışma gücü kaybından … zararını talep edebileceği düzenlenmiştir. Davacı …’in meydana gelen kaza sonucunda yaralandığı ve tedavi gördüğü konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ancak, …’in sürekli bedensel güç kaybı olup olmayacağı, tamamen iyileşmesi halinde dahi tamamen iyileşinceye kadar geçen süre belirlenmemiştir. Bu süre ceza yargılamasında belirlenen iş ve güçten kalma süresinden farklı olarak, yaralanan kişinin günlük faaliyetlerini kendi başına yapabileceği süreci ifade eder. O halde, mahkemece öncelikle Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden alınacak rapora göre davacının yaralanmasının niteliği, sürekli bedensel güç kaybına uğrayıp uğramadığı, iyileşme süreci belirlendikten sonra, davacının sürekli bedensel güç kaybına uğradığının belirlenmesi halinde sürekli bakıcıya ihtiyacı olup olmayacağı ve sürekli bedensel güç kaybı olmasa dahi iyileşme sürecinde bakıcı gereksinimi olacağı dikkate alınarak, davacının bakıcı gideri talebi konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması da isabetli değildir.
b)Ayrıca kabule göre, davacı vekilinin tedavi gideri konusundaki talebi, serbest muhasebeci bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat tutarına göre belirlenmiştir. B.K’nun 42/1. maddesine göre, kural olarak, zararın ve kapsamının davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Ancak, zararın gerçek miktarının kanıtlanamadığı veya kanıtlanmasının zor olduğu yahut davacıdan beklenemeyeceği durumlarda ise; işlerin olağan gidişi göz önünde tutularak zararın kapsamı hakim tarafından belirlenir. ( BK.m.42/2 ). Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davacının yaralanmasının niteliği ve iyileşme süreci belirlendikten sonra, benzer olaylardaki olağan tedavi ve iyileştirme giderlerinin doktor bilirkişi görüşü ile saptanmasından sonra Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemeler ile davalı tarafında davacıya yapılan ödeme de dikkate alınarak bulunacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken konusunda uzman olmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
c)Yine kabule göre, Borçlar Kanununun 47. maddesine göre manevi tazminat isteme … doğrudan doğruya cismani zarara maruz kalan kişiye aittir. Ancak bir kişinin cismani zarara uğraması sonucunda, onun ( ana, baba, karı, koca gibi ) çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle hukuken korunan ruhsal ve sinirsel sağlık bütünlüğü ağır şekilde bozulmuşsa onların da manevi tazminat isteyebilecekleri kabul edilmelidir. Bu durumda olanların zararları ile haksız eylem arasında uygun illiyet bağı mevcut olduğundan, yansıma yoluyla değil, doğrudan zarara maruz kalma söz konusudur. Kaza sonucu ağır yaralanan ve 3 kez ameliyata rağmen iyileşmeyen çocuklarının durumu sebebiyle ruhsal bütünlüğü bozulan anne ve babanın da manevi tazminat isteyebileceği kabul edilmelidir.(HGK. 26.4.1995 gün ve 1995/11-122, 1995/430) Mahkemece, kusur durumu ve yaralanmanın niteliği belirlendikten sonra davacı anne ve babanın manevi tazminat isteminin değerlendirilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
3-Davalı … Sigorta A.Ş vekilinin temyiz itirazlarına gelince, kabule göre, yukarıda 2 bentte açıklandığı üzere, davacı …’in kaza sonucundaki yaralanmasının niteliği ve bu yaralanmaya bağlı olarak yapılabilecek olağan tedavi ve iyileştirme giderlerinin konusunda uzman bilirkişilerden rapor alındıktan sonra hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve uzman olamaya bilirkişiden alınan rapor sonucuna göre karar verilmesi doğru olmamıştır.
4-Kabule göre, davalı … kazaya neden olan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısıdır. TTK.nun 1299/1.maddesi yollamasıyla aynı kanunun 1292/1, 2918 sayılı KTK.nun 98/1, 99/1.maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. O halde, davalı … şirketinin, dava açılmadan önce temerrüde düşürülüp düşürülmediği araştırılarak temerrüde düşürülmemiş ise, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
5-Öte yandan, kabule göre, mahkemece davalı … aleyhine sadece maddi tazminata hükmedildiği halde, harç ve yargılama giderlerinin hükmedilen maddi ve manevi tazminat toplamı üzerinden belirlenerek, davalı … şirketinin de sorumluluğunu doğuracak şekilde davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesi de doğru değil, kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin, 3, 4 ve 5 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … Sigorta A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar ve davalı … Sigorta A.Ş yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara ve davalı … Sigorta AŞ’ye geri verilmesine 18.5.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.