YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1136
KARAR NO : 2009/3101
KARAR TARİHİ : 12.05.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalılardan Belediye Başkanlığı’nın işleteni, …’ın sürücüsü olduğu, sürücünün alkollü olmasının etkisi ile ve asli kusurlu olarak neden olduğu trafik kazasında hayatını kaybeden iki kişinin yakınlarına 56.446,00 YTL ödediğini ileri sürerek, ödenen tazminatın davalılardan rücuan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkilinin alkolü olmadığını rücu koşulları oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davalı araç … aleyhine açılan davanın feragat nedeni ile reddine, sürücünün alkollü olması ve asli kusurlu olarak kazaya neden olduğu gerekçesi, davanın kabulüne 56.446,00 YTL’nin davalı …’ndan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik zorunlu mali sorumluluk sigortacısı tarafından, dava dışı hak sahiplerine ödenen tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkindir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlar’ın B.4-a bendinde, sürücünün ağır kusurlu eylemi ile, B.4-d bendinde ise, alkollü olmasının etkisi ile neden olduğu kaza sonrasında gerçekleşen zarar nedeni ile sigortacının hak sahiplerine yaptığı ödemenin sigortalı araç işleteninden rücu edilebileceği düzenlenmiştir. Ne var ki, rücu koşulunun oluşması için aranan ağır kusur kavramı, asli kusurdan daha ağır bir kusur hali olup, kasta yaklaşan bir kusuru ifade etmektedir.Somut olayda, davalı araç sürücüsünün asli kusuru ile kazaya neden olduğu anlaşılmış ise de, yukarıda da açıklandığı gibi asli kusur durumu tek başına sigortacıya rücu olanağı vermemektedir. Mahkemece anılan husus gözardı edilerek eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli değildir.
2-Ayrıca, araç sürücüsünün alkollü olması halinde, sigortacının ödediği tazminatı araç işleteni olan sigortalısından rücu edebilmesi için, alkolün münhasıran kazaya neden olması gerekir.Somut olayda, kaza tespit tutanağında sürücünün 121 promil alkollü olduğu belirtilmiş, dosyada bulunana Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen raporda ise, sürücüde alkol kokusu tespit edildiği belirtilmiştir. Mahkemece, öncelikle ceza dosyasındaki deliller de değerlendirilmek suretiyle, sürücünün alkollü olup olmadığı, alkollü ise alkol düzeyi hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlendikten sonra, alkollü olduğunun kabulü halinde Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkili bulunmadığından, aralarında nörolog uzman doktor ve trafik bilirkişinin bulunduğu uzman bilirkişi heyetinden, kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediği, başka etkenlerin kazaya neden olup olmadığı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Öte yandan, davalı … aleyhine açılan dava, feragat ile reddedildiği halde, kendisini vekille temsil eden davalı lehine vekalet ücretine karar verilmemesi de doğru değil, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1, 2 ve 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 12.05.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.