YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1242
KARAR NO : 2009/4735
KARAR TARİHİ : 29.06.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıya ait, müvekkili şirkete trafik sigortalı olan aracın karıştığı trafik kazası sonucunda, hasara uğrayan karşı araç kasko sigortasına poliçe kapsamında 1.959.00 YTL ödendiğini, sigortalı araç sürücüsü kaza yerini terk ettiği için alkollü ve ehliyetinin olup olmadığının anlaşılamadığını belirterek, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4/c ve B.4/d maddesi uyarınca, ödenen miktarın ödeme gününden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, duruşmaya gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, olayda davalıya ait araç sürücüsü tam kusurlu olduğundan, davanın kısmen kabulü ile, 1.950.00 YTL’nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, trafik sigortası poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Zorunlu mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.a maddesinde, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise sigortacının sigortalısına rücu edebileceği hüküm altına alınmıştır. Daire’nin yerleşmiş uygulamalarına göre, Genel Şartların bu maddesinde “tam kusur” dan değil, “kasıt” veya “ağır kusur” dan söz edilmekte olup, ağır kusur kavramının kasta yakın bir kusurun varlığını ifade ettiği kabul edilmektedir. Mahkemece, kırmızı ışıkta duran diğer araca arkadan çarpan davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu ve davacı … şirketinin sigortalısına rücu hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Oysa, açıklanan bu ihlali kasıt veya ağır kusur olarak nitelendirmek doğru değildir.
2- Öte yandan, davacı … vekili, rücu istemini sigortalı araç sürücüsünün ehliyetsiz veya alkollü olduğu iddiasına dayandırmıştır. Trafik kazası tespit tutanağında, davalıya ait aracın sürücüsünun olay yerinden ayrılması (firari) nedeniyle tespit edilemediği belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece, sigortalı aracı kaza sırasında kimin kullandığı hususunun belirlenmesi için davacının gösterdiği deliller toplanmalı ve davalı … ettirenden bu konuyu açıklığa kavuşturması istenmelidir. Sigorta sözleşmeleri uyarınca taraflar, sözleşmenin kuruluşu, devamı ve sona ermesi sırasında karşılıklı iyi niyet ve güven esasları çerçevesinde hareket etmek zorundadırlar. Bu nedenle, sigortalı aracın kaza sırasında kim tarafından kullanıldığının davalı tarafından bildirilmesi yükümlülüğü aynı zamanda M.K.’nun 2. maddesinde düzenlenen hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesinde herkesin dürüstlük kurallarına uymak zorunda olması ilkesinin de bir gereğidir. Mahkemece, belirtilen husus üzerinde durularak, sonucuna göre bir verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması da yanlıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 29.6.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.