YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1609
KARAR NO : 2009/3171
KARAR TARİHİ : 14.05.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıya kasko Sigortası ile sigortalı olan müvekkiline ait aracın, meydana gelen tek taraflı kaza ile pert total olduğunu, davalının kazanın istiap haddinin aşılması sonucu meydana geldiği gerekçesiyle hasar bedelini ödemediğini belirterek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutup 16.000,00TL hasar bedelinin, olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davaya cevap vermemiş, hükme esas alınan bilirkişi raporuna dilekçe ile itiraz etmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne, 16.000,00TL’nin olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
TTK.nun 1269.ncu maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.unci maddesi hükme gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan rehin … sahibi olduğundan sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir ve sigorta ettiren, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatini almak ve o suretle sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği takdirde, tazminat istemek hakkına sahip olur.
Somut olayda, dosya kapsamında bulunan ruhsata aracın Asya Finans Diyarbakır şubesine rehinli olduğu anlaşılmaktadır. Dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı finans şirketinin, tazminatın davacıya ödenmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmamıştır. Bu durumda mahkemece, dain ve mürtehin sıfatı olan finans şirketinin muvafakati olup olmadığı araştırılmalı, finans şirketinin muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Kabule göre, HUMK’nun 275. ve devamı maddelerine göre, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, mahkemece uzman bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulması zorunludur. Trafik kazalarında istiap haddinin aşılıp aşılmadığının tespiti uzmanlığı gerektiren konulardandır. Bu durumda, uzmanlığı belli olmayan avukat bilirkişiden alınan rapora dayanılarak hüküm kurulması doğru değildir. Mahkemece yapılacak iş, İTÜ veya Karayolları Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan dosya içerisinde bulunan ceza dosyası ve diğer delillerde dikkate alınarak, araç içerisinde bulunan kişi sayısına göre istiap haddinin aşılıp aşılmadığı kazanın, münhasıran istihap haddinin aşılmasından mı meydana geldiği, yoksa başka etkenlerinde etkili olup olmadığı konularında ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. Bu nedenle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 14.5.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.