Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/1743 E. 2009/4145 K. 11.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1743
KARAR NO : 2009/4145
KARAR TARİHİ : 11.06.2009

MAHKEMESİ :Ankara Asliye 20.Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminhat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirkete kasko sigortalı aracın, davalı şirketin yol kenarında kaldırım düzenlemesi yaparken önlem almayıp, yol üzerine döktüğü kum yığınına çarpması sonucunda, meydana gelen kazada hasarlandığını ve hasar bedelinin sigortalılarına ödendiğini, açıklayarak,kusur durumuna göre, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 21.000,00.TL.nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 23.12.2004 gün ve 2004/1579-12793 sayılı kararı ile bozulmuş mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda,davanın kabulü ile 21.000,00.TL.nın 04.07.2002 ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TTK.nun 1301.maddesine göre açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozmaya uyulmakla, taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için, bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi zorunludur.
Mahkemece, davacı … şirketinin, taraf olmadığı Ankara Asliye 10.Hukuk Mahkemesinin 2006/400 Esas sayılı dosyasında belirlenen kusur oranının davacıyı bağlamayacağı değerlendirilerek ve buna göre, bu dosyadan Yargıtay Bozma Kararı öncesinde alınan 05.11.2003 tarihli bilirkişi raporunda, davalı tarafın 4/8 oranında kusurlu bulunduğu ve yine ceza dosyasından alınan 13.09.2004 tarihli bilirkişi kurulu raporunda da, davalı şirket yetkilisinin 4/8 oranında kusurlu bulunduğu, raporların bir birleriyle uyumlu olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, mahkemenin kabulünün aksine, bu dosyada alınan 05.11.2003 tarihli raporda davalı tarafa izafe edilen kusur oranı % 60 olup,ceza dosyasında alınan 13.09.2004 tarihli bilirkişi raporunda ise, davalı şirket yetkilisine izafe edilen kusur oranı 5/8 (% 62.5) olarak tespit edilmiştir.Yani,kusur oranları yönünden raporlar arasında çelişki olup mahkemenin kabulünün aksine uyum bulunmamaktadır.O halde, mahkemece, dosyanın İstanbul Teknik Üniversitesi gibi kuruluşlardan seçilecek bilirkişi kuruluna tevdii edilerek tarafların kusur oranları yönünden raporlar arasında meydana gelen çelişkileri giderecek şekilde ayrıntılı,gerekçeli rapor alındıktan sonra,dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken,eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 11.06.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.