Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/1791 E. 2009/3139 K. 14.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1791
KARAR NO : 2009/3139
KARAR TARİHİ : 14.05.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR

Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan …’dan olan alacağı için yaptığı icra takibi sırasında borçlunun borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını; ancak, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla aslında kendisine ait olan taşınmazı eşi olan davalılardan … adına intikal yaptırdığını, daha sonra da kızları ve gelini olan diğer davalılara devrettiğini öne sürerek, kendilerine taşınmaz üzerinde cebri icra yapma yetkisi verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan … ve … davanın reddini istemişler, diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın hiçbir zaman borçluya ait olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece icra takibinin tasarruftan sonra başlatılması ve davaya konu edilen taşınmazın hiçbir zaman borçluya ait olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar, dosya içeriğine uygun olmadığı gibi yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava İİK’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Davada bedel borçlu … tarafından ödendiği halde alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile eşi olan davalı … adına tapuya tescil edilen taşınmazla ilgili tasarrufun iptali ile taşınmaz üzerinde cebri icra yapma yetkisi istenmiştir. Gerek Öğretide gerekse yargısal uygulamalarda böyle bir işlemin İİK.nun 277 ve devamı maddeleri gereğince iptal edilebileceği kabul edilmiştir. Zira satın alınan taşınmaz bedeli borçlunun mal varlığından çıkmış; fakat, karşılığı olan taşınmaz kendi isteği üzerine karısının mal varlığına karşılıksız olarak girmiş olmaktadır. Bu durumda borçlunun bağış olarak eşi yararına ödediği bedel ve tapuda karısı adına tescil edilmesi isteği kapsam ve niteliği itibariyle borçlu tasarrufu olup, bu tasarruf sonucu davalı eşin edindiği taşınmazdan İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca alacağın tahsiline imkan verilmesi gerekir. Diğer bir anlatımla İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca bu tür davaların açılması mümkündür. Bu nedenle davacının alacağının dosyadaki tanık anlatımları ve borçlunun dolaylı anlatımına göre tasarruf tarihinden önce doğmuş bulunduğunun kabulü ile davalı 3. kişi Naile’nin ekonomik ve sosyal durumunun araştırılması, davaya konu edilen taşınmazı satın alabilecek maddi güce sahip olup olmadığının belirlenmesi, diğer davalıların da borçlunun kızları ve gelini olduklarının göz önünde bulundurularak tarafların tüm delillerinin toplanması, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ:Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarda açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, 60.00 TL temyiz başvuru harcının davacıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 14.5.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.