Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/2094 E. 2009/3810 K. 02.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2094
KARAR NO : 2009/3810
KARAR TARİHİ : 02.06.2009

T.C.
Y A R G I T A Y
17.HUKUK DAİRESİ

ESAS 2009 KARAR
2094 3810

-Y A R G I T A Y İ L A M I –
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı aracın, karıştığı kaza nedeniyle üçüncü şahsa poliçe limiti dahilinde ödeme yapıldığını, davalının kaza sırasında alkollü olarak araç kullanması nedeniyle rücu hakkının doğduğunu belirterek, 6.000.00.-YTL’sı tazminatın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin çarptığı aracın daha önce kaza yaptığını taşıt yolu üzerinde durduğunu, kazaya alkolün münhasıran etkisinin bulunmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulü ile 5.788.38.-YTL’sı tazminatın 5.10.2002 ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, ZMSS. sözleşme ilişkisinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Bu tür davalarda sigortacı, 2918 sayılı KTK.nun 95/2 ve ZMSS Genel Şartlarının B-4 .maddesi gereğince, tazminat yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden zarar
görene ödeme yaptıktan sonra, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşemeye ilişkin kanun hükümlerine göre, kendi sigorta ettirenine rücu edebilir. Taraflar arasında geçerli Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçe Genel Şartlarının B.4.d maddesinde, Tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay, yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa, sigorta şirketinin sigortalısına rücu edebileceği düzenlenmiştir.
TTK.nun 1282 nci maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı yasanın 1281 nci maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Taraflar arasındaki poliçe genel şartları gereğince sigorta şirketinin kendi sigortalısından kazaya karışan diğer araç için ödediği tazminatı talep edebilmesi için sigortalı veya sürücüsünün alkolün etkisi ile kazaya neden olması gerekir. Böyle bir durumun varlığını ispat yükü sigorta şirketine düşmektedir.Bu nedenle sürücünün aldığı alkolün oranı da doğrudan doğruya sonuca etkili değildir.
Somut olayda kaza tespit tutanağında dava dışı araç sürücüsünün otobana bağlantı yolu çıkışında arızalanarak durduğu, sigortalıya ait araç sürücüsünün, bu araca çarparak kazaya neden olduğu, sürücülerin tali kusurlu olduğu belirtilmiş, sigortalının 129 promil alkollü olduğu tespit edilmiş, mahkemece nöroloji uzmanı bilirkişiden alınan raporda kazanın oluş şekli değerlendirilmemiş münhasıran alkolün etkisi ile meydana geldiği belirtilmiş, makine mühendisinden alınan bilirkişi raporunda ise, davalının otoyola çıkmak için aşırı hızla hareket ettiği, sağ tarafında iki aracın geçebileceği boş alan olmasına rağmen araç yolunun sağ şeridini izleyerek refüj hizasında bulunan araca çarpması nedeniyle tam kusurlu olduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporlarına göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporları ayrı ayrı düzenlenmiş olup hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı gibi, kusur oranları yönünden, kaza tespit tutanağı ile meydana gelen çelişkide giderilmemiştir. Mahkemece yapılacak iş; iki nöroloji uzman Doktor ile İTÜ’den bir trafik uzmanından oluşturulacak bilirkişi kurulundan, sürücünün aldığı alkolün doğrudan doğruya trafik kazasına (münhasıran) etkisinin bulunup bulunmadığı, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediği, alkol dışında başka unsurların da, olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının, saptanması için gerekçeli ayrıntılı ve denetime açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç; Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 2.6.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.