Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/2470 E. 2009/6249 K. 12.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2470
KARAR NO : 2009/6249
KARAR TARİHİ : 12.10.2009

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın, meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu pert total olduğunu, başvuruya rağmen davalı sigorta şirketince ödeme yapılmadığını belirterek, 41.530.00 YTL hasar bedeli ve 17.473.00 YTL işlemiş faiz toplamı 59.003.00 YTL’dan, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 6.000.00 YTL maddi ve 1.000.00 YTL manevi tazminatın reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, poliçe peşinatı kazadan sonra ödendiğinden, TTK.’nun 1295. ve Kasko Sigortası Genel Şartları C.1. maddeleri uyarınca hasarın teminat dışı kaldığını, manevi tazminat istenemeyeceğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, poliçede primlerin taksitle ödenmesinin kararlaştırıldığı, davacının, prim taksitlerinin tahsili amacıyla kredi kartı bilgilerini davalı sigorta şirketinin acentesine verdiği, ancak karttan çekim yapılamadığından prim peşinatının tahsil edilemediği, bunu bilen davalının ekspertiz göndererek hasarı tespit ettirdiği ve hasar bedeli konusunda mutabık kaldığı, sonraki primleri de tahsil ederek sözleşmeyi fesh etmeyip ayakta tuttuğu, bu nedenle meydana gelen hasardan sorumlu olduğu, manevi zararların kasko sigortası teminatı dışında kaldığı gerekçesiyle, maddi tazminat talebinin kabulüne, araç hurdasının davalıya aynen teslimi koşulu ile 6.000.00 YTL’nın 17.02.2006 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, dava dışı Mehmet Albayrak’a ait aracı, kendi adına davalı sigorta şirketine Motorlu Kara Taşıtları Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi ile 20.01.2006 – 20.01.2007 tarihleri arasında sigorta ettirdikten sonra, 03.02.2006 günü meydana gelen kazada araç hasara uğramış, başvuru üzerine sigorta şirketince tazminat istemi reddedilmiştir.
Kasko sigortası esas itibariyle bir mal sigortası olduğundan, sigorta sözleşmesinin kurulmasında sigorta ettirenin menfaatinin bulunması zorunludur. Bu menfaatin ayrıca meşru olması gerekir. Bir kimsenin sigortalı mal üzerinde gerçekten bir menfaati bulunmazsa, o malı fiilen sigorta ettirmiş olsa dahi, riziko halinde o şeyin hasarlanmasından dolayı tazminat istenmesi mümkün değildir. Bir menfaat olmaksızın yapılan sigortalar TTK.nun 1264/ll. Maddesi uyarınca batıldır. Bu hüküm emredici niteliktedir.
TTK’nun 1269. maddesine göre, ” Bir malı muayyen rizikolara karşı temin etmekte para ile ölçülebilecek bir menfaati olan malik, malikin adi veya rehinli alacaklısı, malın muhafazasından dolayı malikine karşı mesul olan acente, kiracı, komisyoncu ve diğer kimseler, malın muhafazasında hakikaten menfaati olan kimseler yahut bunların kanuni temsilcileri bu menfaati sigorta ettirilebilirler.” hükmüne yer verilmiştir. Madde metninden de anlaşılacağı gibi, bir menfaatin sigortalanabilmesi için ekonomik değerinin olması, hukuken geçerli olması ve nihayet halihazır veya müstakbel bir menfaat olması gerekir. (Dr. Iur. I. Saykan – Sigorta Konusu Menfaat-Ankara 1999 – sayfa 60-61)
Öte yandan 2918 sayılı KTK.’nun 20/D maddesi uyarınca, noterlerce yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir. Bu hüküm kamu yararı ve kamu düzeni amacıyla getirilmiştir. Nitekim, kanun koyucu noter senedi ile satın aldığı aracı 2918 Sayılı Yasanın 20/e maddesi gereğince, bir ay içinde trafikte adına tescil ettirmeyen yeni malikin cezalandırılacağını hükme bağlamıştır.
İlke olarak mal sigortalarında eşyanın hasarından mütevellit sigorta yaptırmak hakkı sadece malike aittir. Sözkonusu poliçede, sigortalı olarak herhangi bir isim de yazılı değildir.
Malikten başka kimseler eşyanın telef ve hasarı halinde ancak halele uğrayacak menfaatlerini sigorta ettirebilirler. Bu menfaatler ise, yasaya aykırı düşmemek koşulu ile sorumluluk sigorta sözleşmesine konulacak hükümlerle eşyanın malikine ve üçüncü kişilere olan sorumlulukları karşılamak üzere sigorta örtüsü altına alınabilecektir.
Bu durumda mahkemece, davacının, hasar gören araç üzerinde TTK’nın 1269, 1270 ve 1271 maddeleri uyarınca, bir menfaatinin bulunup bulunmadığı, dolayısıyla aktif dava ehliyetinin olup olmadığı re’sen araştırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerden, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ve davacıya geri verilmesine 12.10.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.