YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2906
KARAR NO : 2009/3094
KARAR TARİHİ : 12.05.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı …’nin müvekkilinden satın aldığı … plakalı aracın satış bedelinin ödememek için aynı aracı 29.5.2007 tarihinde muvazaalı olarak eşi davalı …’ye sattığını; ancak, aracın halen borçlu tarafından kallanıldığını, davalılar arasındaki sözleşmenin 3. kişileri aldatmak maksadı ile gerçek iradelerine uymayan aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan muvazaalı bir sözleşme olduğunu belirterek, butlanına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalılar, tebligata rağmen savunma yapmamışlardır.
Mahkemece iddia, toplanan delillere göre davalılar arasındaki satış işleminin muvazaalı olduğundan bahisle butlanına karar verilmesi talep edilmiş ise de; dosya kapsamı gereğince takibin İİK.nun 277 ve 278/1 ve devamı maddelerinden kaynaklanan tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu, İİK.nun 277/1 madde gereğince aciz belgesi sunulmadığı, borçlu adına kayıtlı taşınmaz olduğu borçlunun Konya Şeker Fabrikası ile yaptığı sözleşme gereği parcar tesliminde ücret tahakkuk edebileceği gibi evinde yapılan hacizde mal varlığının tesbit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bir davada taraflarca öne sürülen maddi olguların hukuki değerlendirmesini yapmak, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak HUMK.nun 76. maddesi gereğince hakimin doğrudan görevidir.
Dava dilekçesindeki ileri sürülüşe ve yargılama aşamasındaki sözlü açıklamaya göre dava, niteliği itibariyle BK.nun 18.maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davasıdır. Yüzeysel bakıldığında iptal davaları ile muvazaa davaları arasında benzerlik görülmekte ise de, bu benzerlik her iki tür davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİY.nun 277. maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası, borçlunun yaptığı tasarrufu işlemin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tesbit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak, muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3. kişiler (olayımızda davacı) tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler, danışıklı olan bir hukuki işlem ile 3. kişinin zararlandırılması, ona karşı işlenmiş bir haksız fiil niteliğindedir. Ancak 3. kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı bir işlemin yapılması gerekir.
Somut olayda, davalı borçlu … hakkındaki 2007/10064 Esas sayılı icra takibi kesinleştiğine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tartışmasızdır. Hatta borçlu 19.12.2007 tarihinde ödeme taahhüdünde dahi bulunmuş; ancak, herhangi bir ödeme yapmamıştır. Davacının bu davadaki amacı, alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. Esasen muvazaaya dayanan bu gibi davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİY.nın 277 ve izleyen maddelerinde iptal davalarına konu olan tasarruflar özünde geçerli olmalarına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Bu davada ise davacı, muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. İİY.nın 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen iptal davası açma … davacının genel hükümlere muvazaya dayanarak dava açmasına da engel değildir. Davacının iddiasını kanıtlaması durumunda iddiasının alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK.nun 283/1 maddesi kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının dava konusu aracın haciz ve satışını isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerekecektir.
Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgulara göre davanın İİY.nun 277. ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu yolundaki mahkemenin kabulüne katılma olanağı yoktur.
O halde mahkemece danışıklı işlemin var olup olmadığı konusunda taraf delilleri değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 12.5.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.