YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/3081
KARAR NO : 2009/6650
KARAR TARİHİ : 22.10.2009
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar Ergo İsviçre Sigorta A.Ş, … ve … ve davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıların maliki,işleteni,sürücüsü ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı oldukları aracın müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta hasara neden olduğunu ve hasar bedelinin sigortalılarına ödendiğini açıklayarak, bakiye 3.412,79.TL.nın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin aracı kiraya vermiş olması nedeniyle işleten/kiracının sorumlu olduğunu savunmuş, davalı …,aracı malik olan davalı …’dan sözleşme ile kiraladığını,sözleşme gereği kendisinin sorumluluğu bulunmadığını savunmuş, davalı …, olayda kusuru olmadığını savunmuş,davalı … vekil de, olayın çoklu kaza olduğunu, 2918 sayılı Kanunun 96.maddesi uyarınca iki yıllık sürenin beklenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı … yönünden; olay tarihinde kayden araç maliki olmasına rağmen uzun süreli kira sözleşmesi ile diğer davalı …’a aracını kiraladığı ve bu nedenle hasardan sorumlu olmadığından hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar yönünden; davanın kabulü ile 3.412,79.TL.nın 07.06.2005 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş,hüküm davalı … vekili,davalılar … ve … ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere,özelikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplama yönteminin hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, temyiz edenlerin aşağıdaki bentlerin dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, TTK.nun 1301.maddesine göre açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, araç işletenliği sıfatının hangi davalıda bulunduğu noktasında toplanmaktadır.
2918 sayılı KTK.nun hükümlerine göre, trafik kaydı “işletenin” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, “İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alacı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, moturlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmamak kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının bulunmaması durumlarında, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan ekonomik yönden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay’ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Somut olayda, kazaya karışan … plakalı aracın kayden maliki davalı … olup, bu aracın 10.01.2005/10.01.2006 tarihleri arasında davalı …’a bir yıllığına kiraya verildiği, kira bedelinin aylık 1.000,00.TL olduğu,aracın yıllık vergi bandrollerinin ve sigorta poliçelerinin,trafik cezalarının kiracıya ait olduğu taraflar arasında tanzim edilen kira sözleşmesi ile kararlaştırılmış ve bu konudaki kira sözleşmesi sunulmuştur. Ne var ki,bu konuda sunulan deliller üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte değildir. Bu konuda ibraz edilen belge ve deliller değerlendirilirken, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratılmaması gerekir.
O halde mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerde göz önünde bulundurularak, davalı … aracını diğer davalı …’e kiraladığına göre, taraflar arasında yapılan kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3.kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin maliye ve vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği, ibraz edilen sözleşme yükümlülüklerinin kim tarafından yerine getirildiği,gerektiğinde işleten ve kiracının varsa ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin, fatura, ruhsat, cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, işletenlik sıfatının hangi davalıda bulunduğu,hususları tartışılarak (dosyada mevcut aynı kira sözleşmelerinin 2.maddelerindeki 3.kişilere verilen zararlardaki sorumluluğun “kiracıya” – “kiralayana” ait olduğu yönündeki farklılığın da tartışılarak) varılacak uygun sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
3- Öte yandan; Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının “Sigorta Teminatının Kapsamı” başlığı adı altındaki 1.maddesinde; “Sigortacı, işbu poliçede gösterilen aracın kullanılmasından doğan ve Karayolları Trafik Kanununa ve Umumi Hükümlere göre aracın işletenine terettüp eden hukuki sorumluluğu ve bu poliçe teminat kapsamında olmak şartıyla Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmını, poliçede yazılı hadlere kadar temin eder.” hükmüne yer verilmiştir.Buna göre,davalı tarafa ait aracın zorunlu trafik sigorta poliçesini temin eden sigorta şirketinden (Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi) olay çoklu kaza olduğundan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 96.maddesi de gözetilerek,davacı tarafa ait araç için yapılan ödeme miktarının sorulup tespit edildikten sonra, İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.8.maddesi de tartışılarak davalı … şirketinin sorumluluk miktarı/limiti belirlenmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru değildir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz edenlerin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,(2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle,temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar Ergo İsviçre Sigorta A.Ş, … ve … ve davacıya geri verilmesine 22.10.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.