Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/328 E. 2009/2374 K. 16.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/328
KARAR NO : 2009/2374
KARAR TARİHİ : 16.04.2009

MAHKEMESİ :Ankara Asliye 2.Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalıya ait aracın müvekkili şirkete trafik sigortalı olduğunu ve sigortalı aracın dava dışı alkollü sürücü yönetiminde iken meydana gelen trafik kazasında araç içerisinde bulunan … …’ın öldüğünü, ölenin mirasçılarına destek tazminatı ödediklerini açıklayarak, 36.542,22.TL.nın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile 36.542,22.TL.nın 22.05.2007 ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş,hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere,özelikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
../…

-2-
2009/328
2009/2374

2-Dava, trafik sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan “b-2” bendinde “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.

../…

-3-
2009/328
2009/2374

O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda; yargılama sırasında alınan 16.05.2008 tarihli bilirkişi raporunda her ne kadar kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana geldiği belirtilmiş ise de, bilirkişiler arasında nöroloji uzmanı bulunmamaktadır. O halde, mahkemece dosyanın HUMK.nun 275.maddesi uyarınca seçilecek ve içlerinde nöroloji uzmanının da bulunduğu, diğerleri trafik konusunda uzman bilirkişi kuruluna tevdii ile yukarıda söz konusu edilen ilkeler ışığında kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, kazanın meydana gelmesinde alkol dışındaki başka etkenlerin de (kaza sırasında yolun buzlu ve zeminin kaygan olması gibi) rol oynayıp oynamadığının saptanması yönünden yeniden rapor alınarak varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Davalı vekili, kazada hayatını kaybeden … …’ın araçta yolcu olarak bulunduğunu, maddi bir karşılık olmadan salt hatır için taşındığını ve sürücünün alkollü olduğunu bilerek araca bindiğini savunmuştur. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından,bu gibi taşımalarda tazminattan uygun bir indirim yapılması gerek öğretide, gerekse Yargıtay kararlarında benimsenmiştir. Bu

../…

-4-
2009/328
2009/2374

itibarla, bu savunma üzerinde durularak, mahkemece taşımanın hatır taşıması olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı, sürücünün alkollü olduğu bilinerek araca binilip binilmediği konularında tarafların delilleri sorulmalı hatır taşıması saptandığı takdirde tazminattan Borçlar Kanununun 43. ve 44. maddeleri gereğince hakkaniyete uygun bir indirim yapılması gerekirken, eksik inceleme yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.
4-Kabule göre; Olay haksız fiilden kaynaklanmakta olup, davalı aracı ticari araç olmadığından yasal faize karar vermek gerekirken ticari avans faizine karar verilmiş olması da bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ;Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 16.04.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.