Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/342 E. 2009/837 K. 23.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/342
KARAR NO : 2009/837
KARAR TARİHİ : 23.02.2009

MAHKEMESİ : … Asliye 1. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu Rüfat hakkında icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak mal bulunamadığını ileri sürerek, borçluya ait taşınmazların davalı Nuri’ye satışına ilişkin tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, taşınmazların satış tarihi, borcun vadesi ile tasarrufa konu taşınmazların satış tarihindeki değerleri ile tapuda gösterilen bedelleri arasında fahiş farkın birlikte değerlendirildiği ve tasarrufların iptale tabi olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir.
İİK’nın 280. maddesinde göre, malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebileceği hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda davalı, taşınmazların satış tarihindeki gerçek değeri 290.000 YTL civarında olup, üzerlerinde bulunan 1.530.000 YTL bedelli hacizlere rağmen 3. kişi tarafından 40.000 YTL bedel ile satın alınmış olması, davalı 3. kişinin borçlunun içinde bulunduğu durumu ile zarar verme kastını bildiği ve kötüniyetli olduğunu göstermektedir. Ne var ki dava konusu taşınmazların, 07/05/2007 tarihli cebri satış ile dava dışı …’a geçtiği anlaşılmaktadır. İİK’nın 282/II fıkrasına göre iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taallük ediyorsa bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkum edilir.
Açıklanan nedenlerle, davacıya seçimlik hakkı hatırlatılmalı davanın bedele dönüştürmesi halinde ise dava konusu taşınmazların cebri icra yolu ile yapılan satışından artan bir bedel kalması halinde üçüncü kişi davalı Nuri’nin bu bedel ile sorumlu tutulabileceğinden cebri icra satışı ile ilgili takip dosyası getirtilip bu yönde araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalıların temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 23.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi