Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/4848 E. 2009/6420 K. 15.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4848
KARAR NO : 2009/6420
KARAR TARİHİ : 15.10.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine daIr verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalılardan …’nun müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını, ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı davalılardan …’ye sattığını onun da diğer davalı …’e sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılardan …, tasarrufun borcun doğumundan önce yapıldığını, davacı tarafın aciz belgesi ibraz etmediğini ve kötü niyetli olmadığını, davalılardan … ise taşınmazı gerçek bedelini ödeyerek satın aldığını ve halen taşınmazda oturduğunu, iyi niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemişler, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece borcun tasarruftan sonra doğması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece, tasarrufun borcun doğumundan önce yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir. Tasarrufun iptali davasının ön koşullarından birisi borcun doğumunun tasarruf tarihinden önce olmasıdır. Bazı durumlarda, özellikle çeklere dayalı alacaklarda borcun daha önce doğmasına karşın çeklerin keşide tarihlerinin gerçek keşide tarihinden sonraki bir tarihin yazıldığı uygulamada sıkça görülen bir durumdur. Borcun çekin üzerindeki keşide tarihinden önce doğduğu öne sürülmüş ise bu hususun araştırılması gerekir. Bu yön dava şartı olup mahkemece resen incelenmesi gerekir. Somut olayda icra takibinin dayanağını 30.05.2003 keşide tarihli çekin oluşturduğu, dava konusu tasarrufun ise 19.12.2002 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Ancak çek bir ödeme vasıtası olup, dayadığı hukuki ilişkinin ve borcun doğum tarihinin iptali istenen tasarruf tarihinden önceye ait olması durumunda diğer koşulların bulunması halinde tasarruf iptale tabidir. Başka bir deyişle alacağın çekin keşide gününden önce doğmuş olması her zaman mümkündür. Her ne kadar mahkemece borçluya çek koçanının tasarruf tarihinden sonra 27.12.2002 tarihinde teslim edilmesi nedeniyle borcun tasarruf tarihinden önce doğmasının mümkün olmadığı kabul edilmiş ise de davacı alacaklı tarafından mahkemeye 12.12.2002 tarihli ‘çek teslim tesellüm belgesi’ ibraz edildiği halde bu belge üzerinde yeterince durulmamıştır. Bu nedenle az önce belirtilen belgenin kim tarafından teslim edildiği, teslim eden kişinin şirket adına yetkili olup olmadığı, borçlu olmayan bir kişinin neden böyle bir belge düzenleme gereği hissettiği, borçlu ile alacaklı arasında tasarruf tarihinden önce bir ticari ilişkinin olup olmadığı hususunun araştırılması, gerektiğinde borçlu şirketin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, davacı tarafın borcun tasarruf tarihinden önce doğduğuna ilişkin delilleri varsa ibraz ettirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 15.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.