Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/513 E. 2009/3148 K. 14.05.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/513
KARAR NO : 2009/3148
KARAR TARİHİ : 14.05.2009

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirket nezdinde ZMMS poliçesi bulunan davalıya ait aracın trafik kazası sonucunda 3. kişi aracına hasar verdiğini, 2.250 YTL hasar bedelinin 3. kişi aracının kasko sigortasına ödendiğini, davalı sürücünün olay anında alkollü olduğunu 2.250 YTL asıl alacağın ferileriyle birlikte tahsili için 1. İcra Müdürlüğünün 2005/2316 sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, davalının itirazı nedeniyle takibin durdurulduğunu belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, derdestlik itirazında bulunarak, alacağın likit olmadığını, müvekkili hakkında 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/949 Esas sayılı dosyasında da tazminat davası açıldığını, kazaya neden olan sürücünün müvekkilinin rızası dışında aracını aldığını, Marmaris Sulh Ceza Mahkemesinin 2003/592 Esas sayılı dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile Marmaris 1. İcra Müdürlüğünün 2005/2316 sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın 2.100 YTL yönünden iptali ile takibin devamına, 840 YTL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava zorunlu trafik sigortası gereğince zarar görene ödeme yapan sigortalının, kendi sigortalısına, rizikonun alkollü araç kullanılması nedeniyle sigorta tazminatı dışında kaldığı gerekçesiyle açtığı itirazın iptali davasıdır. ZMSS’da, sigortacının sahip olduğu bu hak, KTK’nun 95/2 maddesinde genel olarak düzenlemeye tabi tutulmuş bulunmaktadır.
HUMK’nun 275. maddesi gereğince, mahkeme çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Adli Tıp Kurumu’ndan alınan bilirkişi raporunda tarafların olaydaki kusur oranları irdelenmiş, olayın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği yönünden uzman bilirkişiden rapor alınması cihetine gidilmemiştir. Hasarın, teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün aracının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin tesbiti halinde, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağı ilkesi benimsenmektedir. Olay alkol alınması sebebiyle aracın güvenli sürme yeteneğinin kaybedilmesi sonucu meydana gelmiş ise sigortacının sigortalısına rücu … vardır.
Bu durumda mahkemece; İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kurumlardan seçilecek içerisinde nöroloji uzmanı ve makina mühendisinin bulunduğu bilirkişi kurulundan olayın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelip gemediğinin, kazanın meydana gelmesinde alkol dışında başka etkinlerin var olup olmadığının tesbiti hususunda rapor alınması, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz, hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru değil, bozma sebebidir.
3-Kabule göre de; tazminat miktarı belirli olmayıp, miktarının tesbiti yargılamayı gerektirdiğinden inkar tazminatına hükmedilemeyeceği gözetilmeden davacı yararına icra inkar tazminatına karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 14.5.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.