YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/5721
KARAR NO : 2009/6333
KARAR TARİHİ : 13.10.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 13.10.2009 Salı günü taraflardan gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin kadıköy Asliye Hukuk makemesinin 2001/113 E. sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonunda ödendiğini, zarara davalının tam kusurlu olarak neden olduğunu belirterek 49.160,50.YTL.sının ödeme tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili zamanaşımı süresinin dolduğunu davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre olay tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava TTK.nun 1301.maddesinden kaynaklanan rücüen tazminat istemine ilişkindir.
2918 Sayılı KTK’nun 109/1 maddesinde “motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.” Aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri içinde geçerlidir.” hükmüne yer vermiştir. Maddenin özellikle 2.fıkrasında ” dava cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa” ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise ceza zamanaşımı uygulanacağını belirtmiştir. Somut olayda davalıların miras bırakanı Yahya Şenel trafik kazasına neden olup tam kusurlu olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.10.2000 gün 2001/19-652 esas, 2001/705 sayılı kararında “2918 Sayılı Kanun’un anılan hükmünün gözden kaçırılmaması gereken yönü Ceza Kanunu’nda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalar içinde geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanunu’na göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmaktadır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır: Söz konusu yasa hükmü ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte, bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, sözkonusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrımda yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağını” belirtmiştir. Ayrıca ceza zamanaşımı ile ilgili Dairemizin, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi’nin ve 19.Hukuk Dairesi’nin Hukuk Genel Kurulu kararına paralel kararları uygulamada mevcuttur.
Açıklanan hukuksal durum ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kazanın 26.10.2000 tarihinde meydana gelmiş, dava ise, 13.2.2005 tarihinde açılmıştır. 2918 sayılı yasanın 109/1.maddesinde düzenlenen 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği anlaşılmaktadır. Ancak, trafik kazası tespit tutanağında kazanın yaralamalı olduğu belirtilmiştir. Bu hale göre, 2918 sayılı yasanın 109/2.maddesi uyarınca dava uzamış, ceza zamanaşımı süresi içerisinde açılmış bulunduğundan, davanın esasına girilip, tarafların delilleri toplanıp, sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 13.10.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.